Lübnan ile İsrail arasında ABD arabuluculuğunda varılan ve deniz sınırlarını belirleyen tarihi anlaşma, ülkede siyasi depreme yol açtı. Hizbullah liderliğindeki ittifak, anlaşmayı ‘işgalin meşrulaştırılması’ olarak nitelendirerek kabul etmeyeceklerini duyurdu. İsrail ordusunun işgal altındaki topraklardan çekilmemesi ise Lübnan kamuoyunda büyük öfke yaratıyor. Anlaşma, ekonomik krizle boğuşan Lübnan için doğal gaz kaynaklarının işletilmesi umudu taşırken, siyasi istikrarsızlık riskini de beraberinde getiriyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tepkiler
ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin aylar süren müzakereleri sonucunda ekim ayında imzalanan anlaşma, Doğu Akdeniz’deki zengin doğal gaz yataklarının paylaşımını öngörüyor. Anlaşmaya göre, Lübnan’ın Kariş sahasındaki hakları tanınırken, İsrail’in de bölgedeki çıkarları güvence altına alınıyor. Ancak Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, düşmanla normalleşmenin bir parçasıdır ve direniş eksenimiz buna bağlı kalmayacaktır” ifadelerini kullandı. Hizbullah’a yakın siyasi partiler de anlaşmayı protesto etmek için parlamento oturumlarını boykot edeceklerini bildirdi.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati ise anlaşmayı savunarak, “Bu, egemenliğimizi koruyan ve ekonomik krize çare olacak bir adımdır” dedi. Ancak İsrail ordusunun, anlaşma kapsamında boşaltması gereken Şeba Çiftlikleri ve Ghajar köyü gibi bölgelerden çekilmemesi, Mikati hükümetini zor durumda bıraktı. BM Gözlem Gücü (UNIFIL) yetkilileri, İsrail’in çekilme takvimine uymadığını doğrularken, Lübnan ordusu da sınırda gerginliğin arttığını rapor etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Doğu Akdeniz’de enerji jeopolitiğini yeniden şekillendirirken, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İsrail’in Mısır ve Yunanistan ile kurduğu ittifaka karşılık, Lübnan’ın Hizbullah üzerinden İran’la bağlantısı anlaşmayı daha karmaşık hale getiriyor. ABD’nin arabuluculuğu, Washington’un bölgede Çin ve Rusya’nın artan etkisine karşı hamlesi olarak yorumlanıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği anlaşmayı ‘tarihi bir başarı’ olarak selamlarken, Arap Birliği temkinli bir destek açıklaması yaptı. Hizbullah’ın uzun menzilli füzeleri ve İran’ın bölgedeki vekil güçleri, olası bir çatışmanın kısa sürede bölgesel savaşa dönüşebileceği endişesini canlı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda hassas bir denge politikası izliyor. Bu anlaşma, Türkiye’nin Mısır ve İsrail ile olan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Özellikle, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı iddiaları ve Libya ile yaptığı deniz anlaşması, bu yeni düzenlemeye karşı tehdit olarak görülebilir. Ayrıca, Hizbullah’ın Türkiye karşıtı söylemleri ve İran’ın bölgedeki nüfuzu, Ankara’nın Lübnan’daki Sünni gruplarla olan bağlarını zorlayabilir. Türkiye, anlaşmaya resmi bir tepki vermezken, enerji bağımsızlığı ve Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma konusunda kararlı duruşunu sürdürmesi bekleniyor.