Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 8 Şubat Cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında üç Lübnan askerinin hayatını kaybetmesini kınayarak, bu eylemi ülkesinin egemenliğine ve uluslararası hukuka karşı 'açık bir ihlal' olarak nitelendirdi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre, İsrail ordusu bir Lübnan askeri aracını hedef aldığını doğruladı. Saldırı, İsrail ile Lübnan arasında Kasım 2024'te varılan ateşkes anlaşmasının ardından bölgede tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı: Ateşkes sonrası ilk ciddi çatışma
Saldırı, Lübnan'ın güneyinde, İsrail sınırına yakın bir bölgede meydana geldi. Lübnanlı yetkililere göre, İsrail savaş uçakları, Lübnan ordusuna ait bir aracı vurdu; araçta bulunan üç asker olay yerinde hayatını kaybetti. İsrail ordusu, saldırının bir 'terörist hücresini' hedef aldığını iddia etti, ancak Lübnan ordusu bu iddiayı reddederek ölen askerlerin rutin bir devriye görevi sırasında olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Aoun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, 'Bu saldırı, egemenliğimizin ve uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Lübnan ordusu, ülkemizin birliğini ve toprak bütünlüğünü korumakla görevlidir ve bu tür saldırılar kabul edilemez' ifadelerini kullandı.
Lübnan Başbakanı Najib Mikati da saldırıyı kınayarak, İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini belirtti. Mikati, konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne taşıyacaklarını duyurdu. Bu olay, Kasım 2024'te imzalanan ateşkes anlaşmasından bu yana taraflar arasında yaşanan en ciddi askeri çatışma olarak kayıtlara geçti. Ateşkes, 2023 Ekim'inde başlayan İsrail-Hamas savaşının Lübnan sınırına sıçramasıyla Hizbullah ile İsrail arasında aylar süren çatışmaların ardından varılmıştı. O dönemde Birleşmiş Milletler ve uluslararası arabulucuların çabalarıyla sağlanan ateşkes, genel olarak kırılgan bir şekilde ayakta duruyordu.
Bölgesel ve küresel boyut: Gerilim yeniden tırmanıyor
Saldırı, bölgede zaten hassas olan dengeleri yeniden sarsma potansiyeli taşıyor. İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik bu tür bir askeri müdahalesi, Hizbullah'ın misilleme yapabileceği endişesini beraberinde getiriyor. Her ne kadar Lübnan ordusu Hizbullah'tan ayrı bir yapı olsa da, özellikle güney Lübnan'da iki grup arasında yakın ilişkiler bulunuyor. İsrail'in Lübnan ordusunu hedef alması, Hizbullah'ın 'İsrail'e karşı direniş' söylemini güçlendirebilir ve ateşkesi tamamen çökerten bir krize yol açabilir.
Uluslararası toplumdan da tepkiler gelmeye başladı. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, olayı 'derin endişe verici' olarak nitelendirirken, tarafları itidale çağırdı. Fransa ve ABD'den yapılan açıklamalarda ise ateşkesin korunması gerektiği vurgulandı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'İsrail'in meşru güvenlik endişelerini anlıyoruz, ancak bu tür saldırıların ateşkesi tehlikeye atabileceğini düşünüyoruz' dedi. Buna karşılık İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, 'Lübnan ordusunu hedef almadıklarını, Hizbullah unsurlarını vurduklarını' savundu ve operasyonların devam edeceğini ima etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin istikrar arayışında olduğu Doğu Akdeniz ve Ortadoğu bölgesinde yeni bir gerginlik kaynağı oluşturmaktadır. Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği sık sık dile getirmektedir. İsrail'in Lübnan ordusunu hedef alması, Türkiye'nin Lübnan'daki nüfuz alanını ve bölgedeki askeri dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin geçmişte Hizbullah ile yaşadığı gerginlikler düşünüldüğünde, bu saldırının bölgesel bir çatışmaya dönüşmesi, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak diyalog kanallarını kullanmalı hem de bölgesel istikrarı korumak için diplomatik inisiyatiflerini sürdürmelidir.