Ürdün Hava Kuvvetleri, İran menşeli olduğu belirtilen üç adet seyir füzesini başkent Amman’ın güneyindeki hava sahasında imha etti. Olay, bugün sabah saatlerinde meydana gelirken, füze kalıntılarının kırsal alana düştüğü bildirildi. Ürdün hükümeti, 'ulusal güvenlik gerekçesiyle' ülke hava sahasını sivil ve askeri uçuşlara kapatma kararı aldı. Bu gelişme, Suudi Arabistan ve İsrail’i de içine alan bölgesel savunma blokunda yeni bir kırılma yaratırken, Tahran yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Arka plan: Gerilim tırmanıyor
Son aylarda İran ile Arap ülkeleri arasındaki gerilim, Yemen ve Suriye’deki vekalet savaşlarının ardından doğrudan askeri hamlelere dönüşme sinyali veriyor. Ürdün’ün füze savunma sistemlerine entegre ettiği Patriot bataryaları, ilk kez bu boyutta bir saldırıyı püskürtmüş oldu. Analistler, düşürülen füzelerin İran’ın ‘Kudüs-1’ veya ‘Şahin-2’ tipi seyir füzeleri olabileceğini, ancak henüz teyit edilmediğini belirtiyor.
Ürdün Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, 'Vatan topraklarının her karışını korumaya kararlıyız' ifadesi yer alırken, füzelerin hangi hedefe yöneldiğine dair bilgi paylaşılmadı. Bazı kaynaklar, füzelerin İsrail sınırına yaklaştığını ve Ürdün’ün İsrail hava sahasını korumak amacıyla müdahalede bulunduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ürdün’ün bu hamlesi, İran’ın ABD ve müttefiklerine karşı geliştirdiği hassas vuruş kabiliyetine karşı Arap monarşilerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. İsrail ile 2020’de normalleşme anlaşmaları imzalayan ve Körfez ülkeleriyle stratejik ortaklığını derinleştiren Ürdün, şimdi de İran’ın tehditleriyle karşı karşıya. Bu durum, Çin’in İran ile yaptığı 25 yıllık stratejik anlaşma ve ABD’nin bölgeden asker çekme politikası bağlamında daha da kritik hale geliyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin acil toplantı talep ettiği öğrenilirken, Suudi Arabistan ve BAE, Ürdün’e tam destek mesajı vermesine rağmen, halk tabanında yayılan 'savaş yorgunluğu' endişeleri büyüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan nüfuz alanında yeni bir güç dengesi oluşturabilir. Ürdün, Türkiye ile ilişkilerde inişli çıkışlı bir seyir izlerken, İran’a karşı kolektif savunma hattı Türkiye’nin Katar ve Irak’taki askeri varlığını da etkileyebilir. Ayrıca İran yaptırımlarına uyum sürecinde Türkiye’nin enerji ithalatı ve komşularıyla ticareti yeni risklerle karşılaşabilir.