Ürdün, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarında artan rolü nedeniyle Tahran'ın hedef tahtasına oturdu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer bölgesel müttefiklerin Washington'ın üs ve hava sahası kullanımına getirdiği kısıtlamalar, Ürdün'ü ABD için stratejik bir alternatif haline getirdi. Bu gelişme, Kral Abdullah yönetimindeki krallığı İran destekli silahlı grupların tehditleriyle karşı karşıya bırakıyor.
Gelişmenin arka planı
Washington'ın bölgedeki askeri varlığı tarihsel olarak Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki üslere dayanıyordu. Ancak son yıllarda Körfez ülkelerinin artan bağımsızlık politikaları ve İran'la yakınlaşma çabaları, ABD'nin üs kullanımını sınırladı. Özellikle Suudi Arabistan ve BAE'nin İran'la doğrudan diyaloğa girmesi, Washington'ın bu ülkelerdeki askeri avantajlarını azalttı.
Ürdün ise coğrafi konumu ve ABD ile uzun süreli güvenlik iş birliği sayesinde öne çıktı. Amman, İsrail sınırındaki askeri tesislerini ABD'ye açtı ve İran'ın Suriye'deki varlığına karşı istihbarat paylaşımını artırdı. Bu iş birliği, Ürdün'ü İran'ın "yakın tehdit" olarak tanımladığı bir ülke haline getirdi.
Tahran'ın müttefiki Iraklı milis gruplar, Ürdün sınırına yakın bölgelerde konuşlanırken, Suriye'deki İran destekli güçler de Ürdün'ün kuzey sınırında tehdit oluşturuyor. Ürdün istihbaratı, son aylarda İran'ın krallıktaki hedeflere yönelik saldırı planlarını engellediğini bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Ürdün iş birliği, sadece İran'la mücadelede değil, aynı zamanda İsrail-Filistin sorununda da kilit rol oynuyor. Ürdün, Kudüs'teki Harem-i Şerif'in yöneticisi olarak dini otoriteye sahip. İran'ın Filistin meselesinde artan etkisi, Ürdün'ün bölgesel konumunu zayıflatma potansiyeli taşıyor.
Rusya'nın Suriye'de azalan varlığı ve ABD'nin Irak'taki askeri varlığının yeniden yapılandırılması, Ürdün'ü daha da stratejik hale getirdi. Ancak Ürdün'ün ekonomik kırılganlığı ve 2 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapması, İran'ın baskısına karşı koyma kabiliyetini sınırlıyor. Kral Abdullah, ABD'den daha fazla ekonomik ve askeri yardım talep ederken, İran da bölgedeki yeni dengeleri kendi lehine çevirmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ürdün'ün ABD ile askeri iş birliğini artırması ve İran'ın tehditlerine maruz kalması, Türkiye için birkaç açıdan önem taşıyor. Öncelikle, Ürdün'deki olası bir istikrarsızlık, Suriye'den Türkiye'ye yönelen mülteci akınını tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la rekabet ettiği Irak ve Suriye sahalarında Ürdün'ün ABD'ye sağladığı lojistik destek, Ankara'nın askeri operasyonlarını etkileyebilir. Türkiye, Ürdün'ün toprak bütünlüğünü desteklemekle birlikte, İran'la doğrudan çatışmaya girmekten kaçınan bir denge politikası izliyor. Bu bağlamda, Ankara'nın Amman ve Tahran arasında arabuluculuk yapma girişimleri bölgesel istikrar için kritik olabilir.