Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un Washington’a yaptığı ziyaret, büyük ölçüde sembolik olarak nitelendirilse de, özellikle İran’ın bölgedeki nüfuzuna karşı yeni bir sınırlama stratejisinin ilk adımı olabileceği yorumlarına yol açtı. Arap Reform Girişimi İcra Direktörü Nadim Houry, ziyaretin acil politika kazanımlarından çok, Lübnan’ın karşı karşıya olduğu diplomatik ve uzun vadeli stratejik zorluklara ilişkin önemli sinyaller taşıdığını belirtiyor. Aoun’un Beyaz Saray’daki temasları, ülkesinin iç siyasi krizlerinden, İran’ın Lübnan’daki müttefikleriyle (Hizbullah) olan karmaşık ilişkilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Lübnan’ın Kırılgan Dengesi
Joseph Aoun, Ekim 2022’de seçilmesinin ardından ilk kez ABD’yi ziyaret ediyor. Bu ziyaret, Lübnan’ın benzeri görülmemiş bir ekonomik kriz, siyasi tıkanıklık ve Hizbullah’ın İran’la olan bağlarının yarattığı karmaşık bir ortamda gerçekleşiyor. Houry’ye göre, Washington yönetimi Lübnan’ı İran etkisinden uzaklaştırmaya çalışırken, aynı zamanda ülkenin istikrarını korumak için Hizbullah’la diyaloğun önemini de göz ardı edemiyor. Aoun’un ziyareti, ABD’nin bölgedeki İran karşıtı koalisyonu güçlendirme çabaları bağlamında okunabilir.
Lübnan’ın mevcut durumu, Suriye’deki savaş, İsrail-Filistin çatışması ve İran-Suudi Arabistan rekabeti gibi bölgesel dinamiklerin kesiştiği bir noktada bulunuyor. Aoun’un ABD’den acil bir ekonomik yardım paketi beklediği yaygın olarak konuşulurken, Houry daha temel bir konunun altını çiziyor: Lübnan’ın uzun vadeli egemenliği ve kurumsal bağımsızlığı. Ziyaret, bu hedefler için bir ön koşul oluşturma amacı taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran’a Karşı Yeni Bir Cephe mi?
Aoun’un Washington ziyareti, sadece ABD-Lübnan ilişkileri açısından değil, aynı zamanda İran’ın bölgesel nüfuzuna karşı Batılı ve Arap devletlerinin izlediği stratejilerin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Houry, ziyaretin “büyük ölçüde sembolik” olduğunu belirtmekle birlikte, bu sembolizmin altında yatan anlamın önemli olduğunu vurguluyor. ABD, Yemen, Suriye ve Irak’ta İran destekli gruplarla mücadele ederken, Lübnan’daki Hizbullah’ın askeri kapasitesi ve siyasi etkisi Washington’un İran politikasında kilit bir unsur olarak kalmaya devam ediyor.
Aynı zamanda, Suudi Arabistan, BAE ve diğer Körfez ülkeleri de İran’ı çevreleme politikalarının bir parçası olarak Lübnan’daki siyasi sürece daha fazla dahil olma eğilimindeler. Aoun’un ziyareti, bu ülkelerin Lübnan üzerindeki etkisini pekiştirme ve İran’ı dengeleme çabalarının bir yansıması olarak da okunabilir. Bununla birlikte, Houry’nin de belirttiği gibi, Lübnan’ın kendi içindeki mezhepsel bölünmeler ve kurumsal zayıflıklar, bölgesel güçlerin nüfuz mücadelesini daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin bölgedeki İran politikasıyla doğrudan ilgilidir. Türkiye, İran’ın Suriye, Irak ve Lübnan’daki nüfuzuna karşı askeri ve diplomatik önlemler alırken, aynı zamanda Tahran’la ekonomik ve enerji alanlarında iş birliğini sürdürmektedir. Aoun’un ABD ile yakınlaşması, Türkiye’nin Lübnan’daki dengeleri gözetme stratejisini etkileyebilir. Ankara, ABD’nin İran’ı çevreleme politikasının bir parçası olarak Lübnan’a yönelik yeni bir baskı aracı geliştirmesinden endişe edebilir; zira bu durum, Türkiye’nin bölgedeki müttefikleriyle (örneğin Hamas’la dolaylı temaslar) ve kendi ulusal güvenlik çıkarlarıyla çelişebilir. Ayrıca, Türkiye’nin ekonomik ve diplomatik yatırımlarının bulunduğu Lübnan’da istikrar arayışı, ABD-İran çekişmesine rağmen devam edecektir.