ABD'nin Güney Carolina eyaletinde 11 Ağustos'ta yapılan Cumhuriyetçi Parti Senato ön seçiminde, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham'ın kız kardeşi Darline Graham, medya kuruluşlarının projeksiyonlarına göre ikinci tura kalmayı başardı. Kasım ayında yapılacak genel seçimlerde partisini temsil edecek adayın belirleneceği ikinci tur, Darline Graham ile rakibi arasında geçecek. Lindsey Graham'ın ani ölümü, eyaletteki siyasi dengeleri alt üst ederken, kız kardeşinin adaylığı hem aile mirasını hem de eyaletin muhafazakar tabanının beklentilerini birleştiren bir hikaye olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Lindsey Graham'ın Mirası ve Ölümü
Uzun yıllar boyunca Güney Carolina'nın ABD Senatosu'ndaki sesi olan Lindsey Graham, Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimlerinden biriydi. Özellikle dış politika ve askeri konulardaki sert tutumuyla bilinen Graham, aynı zamanda eski Başkan Donald Trump'ın sadık bir müttefiki olarak da tanınıyordu. Ancak geçtiğimiz haftalarda geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi, eyaletteki siyasi takvimi alt üst etti. Ölümüyle birlikte Senato koltuğu boşaldı ve eyalet yasalarına göre, ara seçim yerine Kasım ayındaki genel seçimlerde bu koltuk için yeni bir isim seçileceği açıklandı.
Bu süreçte Cumhuriyetçi Parti içinde adaylık yarışı hız kazandı. Lindsey Graham'ın kız kardeşi Darline Graham, ağabeyinin siyasi mirasını devralma iddiasıyla ön seçimde yarıştı. Ön seçimin ilk turunda en yüksek oyu alan iki aday ikinci tura kalmaya hak kazanıyor. Darline Graham'ın bu başarısı, aile bağlarının gücünü ve eyaletteki muhafazakar seçmenin Graham ailesine olan güvenini gösteriyor. Rakibi ise eski eyalet senatörü ve iş insanı Bill Taylor, ön seçimde ikinci sırada yer alarak ikinci tura kalan diğer aday oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güney Carolina Siyasetinde Yeni Dönem
Güney Carolina, ABD siyasetinde önemli bir eyalet olarak kabul ediliyor. Özellikle Cumhuriyetçi Parti'nin güçlü olduğu bu eyalette, Senato koltuğunun hangi partiden olacağı, federal politikaları doğrudan etkileyebiliyor. Lindsey Graham'ın ölümüyle boşalan koltuk, hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar için kritik bir hedef haline geldi. Demokratlar, genel seçimde güçlü bir aday çıkararak bu koltuğu kazanmayı umuyor. Ancak eyaletin geleneksel olarak muhafazakar yapısı, Cumhuriyetçi adayın avantajlı olduğunu gösteriyor.
Darline Graham'ın ikinci tura kalması, aynı zamanda ABD siyasetinde aile mirasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Tıpkı Kennedy veya Bush ailelerinde olduğu gibi, Graham soyadı da Güney Carolina'da siyasi bir marka haline geldi. Bu durum, seçim kampanyasında Darline Graham'ın en büyük avantajı olarak görülüyor. Öte yandan, Lindsey Graham'ın ölümü, ABD'nin dış politika ekseninde de bir boşluk yarattı. Graham, özellikle Rusya, İran ve Çin konularındaki sert duruşuyla biliniyordu; bu konularda Senato'da güçlü bir sesin kaybolması, bazı çevrelerde endişeyle karşılanıyor.
İkinci tur ön seçimi, 23 Ağustos'ta yapılacak. Darline Graham ve Bill Taylor arasındaki bu yarış, eyaletteki Cumhuriyetçi seçmenin kimi destekleyeceği konusunda belirleyici olacak. Analistler, Darline Graham'ın ağabeyinin tabanını harekete geçirebileceğini ve bu sayede ikinci turu kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak Bill Taylor'ın da parti içinde önemli bir destekçi kitlesi bulunuyor ve yarışın başa baş geçmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lindsey Graham, Türkiye karşıtı tutumuyla bilinen bir senatördü. Özellikle 2019 yılında Türkiye'nin Suriye'ye yönelik operasyonu sonrası Türkiye'ye yaptırım uygulanması için sert açıklamalar yapmış, S-400 konusunda da Türkiye'ye karşı tavizsiz bir duruş sergilemişti. Onun ölümü ve ardından koltuğunun ne olacağı, Türkiye-ABD ilişkilerinde değişiklik yaratabilir mi sorusunu akıllara getiriyor. Darline Graham'ın kazanması durumunda ağabeyinin mirasını devam ettirip ettirmeyeceği belirsiz. Ancak ABD'deki genel siyasi iklim, Türkiye karşıtı tutumun sürebileceğine işaret ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Kongre'deki dostlarının sayısının azalabileceği anlamına gelebilir, ancak başkanlık sisteminin ve Senato'daki diğer dinamiklerin ilişkileri nasıl etkileyeceği önümüzdeki dönemde netleşecektir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde bu tür değişimleri yakından takip etmek durumundadır.