ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ajanlarının göçmenleri etkisiz hale getirmek için ağrılı elektrik şokları verebilen özel eldivenler kullanmasını öngören bir planı Çarşamba günü kamuoyuna duyurdu. 'Generated Energy Device' (Üretilmiş Enerji Cihazı) olarak adlandırılan bu yeni cihazlar için ajansın 20 milyon dolara kadar harcama yapması bekleniyor. DHS'nin yayımladığı ihale duyurusuna göre, eldivenlerin ajanlara gözaltı işlemleri sırasında 'güvenli ve etkili bir kontrol yöntemi' sağlaması hedefleniyor; ancak insan hakları örgütleri bu hamlenin göçmenlere yönelik aşırı güç kullanımını artıracağı endişesini dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
ICE, özellikle son yıllarda göçmenlere yönelik uygulamalarıyla sık sık eleştirilerin odağında yer alıyor. Elektrik şoklu eldivenlerin, ajanların gözaltı sırasında dirençle karşılaştıklarında veya kaçmaya çalışan kişileri durdurmak için kullanması planlanıyor. DHS'nin ihale belgelerinde, cihazların 'ağrı verici ancak kalıcı hasar bırakmayan' elektrik akımları üreteceği belirtiliyor; ancak bu tür cihazların kalp rahatsızlığı olan kişilerde ölümcül sonuçlara yol açabileceği bilim insanları tarafından defalarca kanıtlanmış durumda.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) gibi kuruluşlar, söz konusu eldivenlerin 'işkence aleti' olarak nitelendirilebileceğini savunarak planın derhal durdurulması çağrısında bulundu. Öte yandan DHS yetkilileri, cihazların yalnızca yüksek riskli durumlarda kullanılacağını ve ajanların eğitimden geçirileceğini belirtiyor. Bu açıklamalar, kamuoyundaki tartışmaları dindirmiş değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki sert tutumun bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle sınır devriyesi ve ICE'nin yetkilerinin genişletilmesi, Latin Amerika ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeyle ilişkileri olumsuz etkiliyor. Meksika hükümeti, benzer uygulamaların iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, elektrik şoklu eldivenlerin yaygınlaşması halinde diğer ülkelerin kolluk kuvvetlerinin de bunu örnek alabileceğini ve bunun dünya genelinde insan hakları ihlallerini artırabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, göçmen hakları konusunda uluslararası anlaşmalara taraf bir ülke olarak benzer uygulamaları yakından izliyor. ABD'nin bu tür bir teknolojiyi kullanması, küresel göç politikaları bağlamında emsal teşkil edebilir. Türkiye'nin sığınmacılara yönelik insani yaklaşımı ile ABD'nin sert önlemleri arasındaki bu tezat, uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin göç konusundaki itibarını güçlendirebilir. Ancak bu gelişme, dünya genelinde göçmen karşıtı politikaların güçlenmesi halinde Türkiye'nin üzerindeki göç yükünü daha da artırabilir. Bu nedenle Ankara'nın, benzer uygulamaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayan diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.