Bilim insanları, HIV'den SARS'a, Ebola'dan Covid-19'a kadar pek çok ölümcül hastalığın hayvanlardan insanlara sıçradığını uzun süredir biliyor. Ancak yeni bir çalışma, küresel yaban hayatı ticaretinin yarattığı riskleri ilk kez somut verilerle ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, yasal veya kaçak yollarla ticareti yapılan memeli hayvan türlerinin neredeyse yarısı, insanlarla en az bir ortak patojeni paylaşıyor. Bu durum, gelecekteki pandemilerin önlenmesi için acil önlemler alınması gerektiğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Araştırmanın Bulguları
ABD merkezli çevre araştırma kuruluşu EcoHealth Alliance ve Georgetown Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çalışmada, dünya genelinde ticareti yapılan 1.600'den fazla memeli türü incelendi. Sonuçlara göre, bu türlerin yüzde 48'i insanlarla en az bir virüs, bakteri veya parazit türünü paylaşıyor. Araştırmacılar, özellikle kemirgenler, yarasalar ve primatlar gibi grupların yüksek risk taşıdığını vurguluyor. Bu hayvanlar, yaban hayatı pazarlarında, evcil hayvan ticaretinde veya geleneksel tıp malzemesi olarak satılıyor. Her yıl milyarlarca dolar hacme ulaşan bu sektör, denetimsiz ve kontrolsüz bir şekilde işlediğinde, hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların (zoonoz) ortaya çıkma ihtimalini katlıyor. Çalışma, yalnızca bilinen patojenleri değil, henüz keşfedilmemiş binlerce virüsün de bu ticaret yoluyla yayılabileceği uyarısını yapıyor.
Araştırma ekibinin lideri Dr. Peter Daszak, "Yaban hayatı ticareti, bir anlamda virüsler için otoyol işlevi görüyor. Farklı coğrafyalardaki hayvanları bir araya getirip yoğun insan temasına maruz bıraktığınızda, yeni hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmaz hale geliyor" dedi. Daszak, özellikle Asya ve Afrika'daki yaban hayatı pazarlarının, yeni pandemilerin potansiyel kaynağı olduğunu belirtiyor. Çalışma ayrıca, yaban hayatı ticaretinin yanı sıra habitat kaybı ve iklim değişikliğinin de hayvanlarla insanlar arasındaki etkileşimi artırarak zoonoz riskini yükselttiğini ortaya koyuyor.
Küresel Boyut ve Gelecekteki Önlemler
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, son yıllarda ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların yüzde 75'i hayvan kaynaklı. Covid-19 pandemisinin de büyük olasılıkla bir yaban hayatı pazarından yayıldığı düşünülüyor. Bu durum, uluslararası toplumun yaban hayatı ticaretini daha sıkı denetlemesi gerektiğini gösteriyor. Şu anda CITES (Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) gibi düzenlemeler olsa da, denetimler yetersiz kalıyor. Uzmanlar, yaban hayatı pazarlarının kapatılması veya sıkı hijyen kurallarına tabi tutulması, kaçak avcılığın önlenmesi ve hayvan nakliyesinde biyogüvenlik standartlarının artırılması gibi adımların atılmasını öneriyor.
Öte yandan, iklim değişikliği hayvanların doğal yaşam alanlarını daraltarak yeni hastalıkların ortaya çıkmasını hızlandırabilir. Sıcaklık artışı, bazı hastalık vektörlerinin (sivrisinek, kene gibi) yayılma alanını genişletiyor. Araştırma, bu faktörlerin bir araya gelmesiyle önümüzdeki yıllarda yeni pandemilerin kaçınılmaz olabileceği uyarısını yapıyor. Bu nedenle, "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımıyla insan, hayvan ve çevre sağlığının entegre bir şekilde ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika arasında bir köprü konumunda olması nedeniyle yaban hayatı ticaretinden kaynaklanan salgın risklerine karşı hassas bir bölgede yer alıyor. Ülke, özellikle kaçak hayvan girişleri ve egzotik evcil hayvan ticareti açısından denetim mekanizmalarını güçlendirmeli. Türkiye'de de yaban hayatı pazarlarının olmamasına karşın, sınır ticareti ve internet üzerinden yapılan satışlar denetlenmeli. Ayrıca, iklim değişikliğinin etkisiyle Türkiye'de yeni vektör kaynaklı hastalıkların (örneğin Batı Nil virüsü) görülme sıklığı artabilir. Bu nedenle, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın ortak izleme ve erken uyarı sistemleri geliştirmesi kritik önem taşıyor. Türkiye, CITES tarafı olarak yükümlülüklerini yerine getirirken, bölgesel iş birlikleriyle zoonoz hastalıklara karşı hazırlıklı olmalı.