Küba hükümeti, son yılların en kapsamlı ekonomik reform paketini onaylayarak sosyalist ekonomide köklü bir dönüşüm başlattı. Ülke, 60 yılı aşkın bir süredir uyguladığı merkezi planlama modelinden serbest piyasa unsurlarına geçiş yaparken, ABD yaptırımlarının derinleştirdiği ekonomik krizi aşmayı hedefliyor. Yetkililer, bu adımı son yarım yüzyılın en önemli politika değişikliği olarak nitelendiriyor.
Reform paketinin detayları
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel liderliğindeki hükümet, onaylanan reform paketiyle özel sektörün faaliyet alanını genişletiyor, yabancı yatırımcılara yeni teşvikler sunuyor ve devlet tekelindeki bazı sektörleri kademeli olarak rekabete açıyor. Paket kapsamında, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için ruhsatlandırma süreci basitleştirilirken, yabancı sermayenin tarım, turizm ve yenilenebilir enerji gibi kilit alanlara girişi kolaylaştırılıyor. Ayrıca, döviz piyasasında esneklik sağlanması ve kamu harcamalarının azaltılması gibi mali tedbirler de öngörülüyor.
Küba ekonomisi, pandemi sonrası turizm gelirlerinin düşmesi, ABD ambargosunun etkisi ve verimsiz devlet işletmeleri nedeniyle son 30 yılın en derin daralmasını yaşıyor. Resmi verilere göre 2023'te ekonomi %2 oranında küçülürken, temel gıda ve ilaç sıkıntısı halkın günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyor. Reformların, bu darboğazı aşmak için bir can simidi olarak görüldüğü belirtiliyor.
ABD baskısı ve uluslararası tepkiler
Reformların zamanlaması, ABD'nin Küba'ya yönelik yaptırımları artırma tehditleriyle çakışıyor. Biden yönetimi, Küba'nın insan hakları sicilini gerekçe göstererek adaya uygulanan ekonomik ambargoyu sıkılaştırmaya hazırlanıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Çin gibi aktörler, adadaki reform sürecini yakından izliyor. AB yetkilileri, Küba'nın açılımını desteklediklerini ancak demokratik reformların da eşzamanlı ilerlemesi gerektiğini vurguluyor. Çin ise, Küba'nın sosyalist modelini koruyarak piyasa unsurlarını entegre etme çabasını 'Küba usulü reform' olarak tanımlıyor.
Uzmanlar, reformların başarısının büyük ölçüde ABD ambargosunun hafifletilmesine bağlı olduğunu belirtiyor. Havana yönetimi, Washington'dan somut adım beklerken, bölgedeki sol eğilimli hükümetler (Venezuela, Nikaragua) Küba'nın egemenlik hakkını savunduğu gerekçesiyle reformları memnuniyetle karşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki bu dönüşüm, Türkiye'nin Latin Amerika'ya yönelik son yıllarda artan diplomatik ve ticari ilgisi açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, Küba ile ilişkilerini çeşitlendirme arayışında; özellikle inşaat, tarım teknolojileri ve turizm alanlarında işbirliği potansiyeli bulunuyor. Reformlar, Türk şirketlerinin Küba pazarına girişini kolaylaştırabilir. Ancak ABD ambargosu ve ödeme sistemlerindeki kısıtlar, Türk firmalarının karşılaşacağı temel engeller olmaya devam ediyor. Ankara, Küba'nın serbest piyasa açılımını izlerken, bölgedeki diğer sol hükümetlerle ilişkilerini de gözeterek dengeli bir politika izlemek durumunda.