Avrupa Birliği’nin yeni Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın, İsrail’i Güney Afrika’daki apartheid rejimine benzettiği iddiası, Tel Aviv ile Brüksel arasında yeni bir diplomatik gerilimin fitilini ateşledi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, söz konusu yorumları “çirkin bir iftira” olarak nitelendirirken, bazı AB üyesi ülkelerden gelen tepkiler ise daha ölçülü oldu. Gelişme, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki politikalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir dönemde yaşanıyor.
Kallas’ın Sözleri ve İsrail’in Tepkisi
Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Kallas’ın, “Bazı ortaklarımız İsrail’in durumunu Güney Afrika’daki apartheid rejimiyle karşılaştırıyor. Bu benzetme rahatsız edici olsa da göz ardı edilemez” dediği aktarıldı. Toplantının basına kapalı bölümünde yapıldığı belirtilen bu açıklamalar, Avrupa basınında geniş yankı buldu. İsrail Dışişleri Bakanı Sa’ar, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bu tür asılsız benzetmeler, İsrail’in meşru güvenlik endişelerini görmezden gelmekte ve Yahudi devletine karşı önyargıyı körüklemektedir” ifadelerini kullandı. Sa’ar ayrıca, AB’nin İran ve Hizbullah gibi tehditlere karşı İsrail’le işbirliği yapması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Apartheid benzetmesi, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sıkça gündeme getirilse de, AB düzeyinde bu kadar üst düzey bir yetkili tarafından dile getirilmesi ilk kez yaşanıyor. İsrail, 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da yerleşim birimlerini genişletirken, Filistin yönetimi bu politikayı apartheid olarak nitelendiriyor. AB Dışişleri Konseyi’nin ocak ayında alacağı kararlar, blok içindeki Filistin yanlısı ülkelerin (İrlanda, İspanya, Belçika) baskısı altında şekilleniyor. Analistler, Kallas’ın yorumlarının, AB’nin İsrail-Filistin çatışmasında daha aktif bir rol üstlenme iradesini yansıttığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve İsrail’in işgal politikalarına yönelik eleştirileriyle biliniyor. Bu bağlamda AB’nin üst düzey bir yetkilisinin apartheid benzeri bir ifade kullanması, Ankara’nın uluslararası kamuoyunda yalnız olmadığını göstermesi açısından önemli. Ancak Türkiye’nin AB ile ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Türkiye, Filistin konusunda AB ile ortak bir zemin bulabilirse, bu durum Brüksel ile Ankara arasındaki diyaloğu olumlu etkileyebilir. Öte yandan, İsrail’in Ankara’ya yönelik olası tepkileri dikkate alındığında, Türkiye’nin bu gelişmeyi Doğu Akdeniz enerji işbirliği gibi alanlarda stratejik bir koz olarak kullanması mümkün görünüyor.