KPMG Avustralya, senato duruşmasında eski denetim başkanının itiraflarıyla sarsıldı. Şirketin bir muhbirin dizüstü bilgisayarına yetkisiz erişim sağladığını kabul eden üst düzey yönetici, firmada “korku ve misilleme kültürü” olduğunu söyledi. Olay, muhbirin şirketteki usulsüzlükleri raporlamasının ardından başlayan soruşturma kapsamında ortaya çıktı. Duruşma, Avustralya’da denetim sektöründe şeffaflık ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Senato Ekonomik Referans Komitesi’nde ifade veren KPMG’nin eski denetim bölümü başkanı, 2020 yılında bir çalışanın şirketin iç kontrol zafiyetlerini ortaya çıkaran e-postalarını incelediklerini itiraf etti. Söz konusu muhbir, daha önce KPMG’nin bir müşterisine ait mali tablolardaki hataları bildirmişti. İtiraf, şirketin “misilleme politikalarını” ağır şekilde ihlal ettiğini gösteriyor.
Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu (ASIC) de konuyla ilgili inceleme başlattı. KPMG Avustralya CEO’su ise duruşmada özür dileyerek “Bu davranış kabul edilemez” dedi ancak şirketin genel kültürünü savundu. Muhbir avukatları, duruşmayı “kurumsal suistimalin sistemik boyutunu gösteren önemli bir an” olarak nitelendirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
KPMG, dünyanın en büyük dört denetim firmasından biri. Avustralya’daki bu skandal, küresel çapta denetim firmalarına yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. ABD ve İngiltere’de de benzer vakalar yaşanmış, şirketler milyarlarca dolar tazminat ödemişti. Uzmanlar, olayın denetim sektöründe bağımsızlık ve etik standartların zayıflığını ortaya koyduğunu vurguluyor.
Avustralya hükümeti, bu tür skandalların ardından denetim firmalarına yönelik düzenlemeleri sıkılaştırmayı planlıyor. Muhbirleri koruyan yasaların güçlendirilmesi çağrıları yükseliyor. Olay, aynı zamanda kurumsal yönetim ve hissedar hakları açısından da önemli bir ders niteliğinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
KPMG skandalı, küresel denetim firmalarının itibarını zedelerken Türkiye’deki bağımsız denetim kuruluşları için de uyarı niteliği taşıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Kamu Gözetimi Kurumu (KGK), denetim standartlarını uluslararası normlarla uyumlu hale getirmeye çalışıyor. Bu tür olaylar, Türkiye’de de muhbir haklarının güçlendirilmesi ve şirket içi etik mekanizmaların daha etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca uluslararası yatırımcıların güvenini sarsabilecek bu boyuttaki skandallar, Türk şirketlerinin küresel piyasalarda itibar yönetimine daha fazla önem vermesi gerektiğini ortaya koyuyor.