Hürmüz Boğazı’nda Cuma sabahı itibarıyla gemi trafiğinde belirgin bir azalma yaşandı. Bu durum, bir gün önce bölgede artan petrol akışının ardından, ABD ve İran’ın karşılıklı abluka tehditlerini yinelemeleriyle ortaya çıktı. Taşıyıcı şirketler, olası bir askeri müdahale veya el koyma riskine karşı temkinli davranarak rotalarını yeniden değerlendiriyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne göre, dünya petrolünün yaklaşık %20’si bu boğazdan geçiyor; trafiğin yavaşlaması küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Perşembe günü Hürmüz Boğazı’nda geçici bir hareketlilik yaşanmış, bazı tankerlerin güvenli geçiş için yeşil ışık yaktığı bildirilmişti. Ancak Washington ve Tahran’ın birbirlerine yönelik “tam abluka” söylemleri, şirketleri yeniden tedbir almaya itti. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) bölgedeki varlığını artırırken, İran Devrim Muhafızları ise “boğazı kontrol altında tutmakta kararlı” olduklarını açıkladı.
Bu gelişmeler, özellikle petrol ve doğal gaz taşıyan gemilerin navlun primlerini iki katına çıkardı. Londra merkezli sigorta brokerleri, savaş riski primlerinin yüzde 300 arttığını duyurdu. Analistler, geçiş güvenliği sağlanana kadar trafiğin dalgalı seyredeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı’nın kapanması durumunda Asya’ya yönelik petrol akışının kesintiye uğraması bekleniyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler alternatif tedarik yolları ararken, Suudi Arabistan ve BAE’nin boru hatları devreye girebilir. Ancak bu hatların kapasitesi sınırlı; Irak ve Kuveyt gibi üreticiler için alternatif neredeyse yok.
Enerji piyasalarında ham petrol fiyatları Cuma sabahı varil başına 3 dolar yükseldi. Brent petrol 92 dolar seviyesini test ederken, ABD hafif ham petrolü 88 doların üzerine çıktı. OPEC üyesi ülkelerin acil toplantı çağrıları sürerken, Rusya ve Suudi Arabistan’ın fiyatları dengelemek için üretim kesintisine gidebileceği konuşuluyor.
Uzmanlar, mevcut gerilimin 2019’daki mayınlama olaylarından daha ciddi olduğunu vurguluyor. O dönemde birkaç tankere saldırı düzenlenmiş, ancak trafik tamamen durmamıştı. Şimdi ise sigorta şirketlerinin bile geçiş garantisi vermekten kaçındığı bir ortam var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden ve İran’dan karşılıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki bir tıkanma, Türkiye’nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı büyütebilir. Ayrıca Ceyhan-Bakü boru hattı ve LNG terminalleri alternatif olsa da, kısa vadede ikamesi zor. Ankara, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak olası bir krizde arabuluculuk rolü üstlenebilir; ancak doğrudan bir müdahale veya ambargoya taraf olması beklenmez.