Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) Ebola salgınıyla mücadele eden sağlık yetkilileri, açlık krizinin derinleşmesi nedeniyle hastaların tedavi merkezlerinden kaçışlarının arttığını bildiriyor. Mayıs ayı sonundan bu yana 150'den fazla kişinin Ebola tedavi ve izolasyon tesislerinden kaçtığı belgelenirken, bu durum salgının kontrol altına alınmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, kaçan hastaların virüsü yayma riski, bölgedeki insani krizi daha da derinleştiriyor.
Gelişmenin arka planı: Açlık, korkudan daha büyük bir tehdit
Ebola tedavi merkezlerinden kaçışların temel nedeni, hastaların ve ailelerinin karşı karşıya olduğu ağır açlık koşulları. Tedavi merkezlerinde sunulan ücretsiz bakım ve yemek hizmetlerine rağmen, birçok hasta evlerine dönerek yiyecek aramayı tercih ediyor. Bölgede devam eden silahlı çatışmalar, ekonomik istikrarsızlık ve yüksek enflasyon, gıda fiyatlarını fırlatarak halkı temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirdi. DSÖ'nün saha raporlarına göre, kaçan hastaların çoğu, tedaviyi tamamlamadıkları için hem kendi hayatlarını hem de çevrelerindekilerin sağlığını riske atıyor.
Yetkililer, kaçışları önlemek için tedavi merkezlerinde güvenlik önlemlerini artırdı ancak insani yardım eksiklikleri nedeniyle bu çabalar yetersiz kalıyor. KDC Sağlık Bakanlığı, mayıstan bu yana kaçan 150 kişiden 70'inin akıbetinin bilinmediğini açıkladı. Bu kişilerin izini sürmek ve yeniden tedavi altına almak için ekipler oluşturuldu ancak bölgenin zorlu coğrafyası ve altyapı eksiklikleri çalışmaları yavaşlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ebola'nın yayılma riski artıyor
Ebola salgını, KDC'nin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde Ağustos 2018'den bu yana devam ediyor ve 2.200'den fazla kişinin ölümüne neden oldu. Salgın, dünyanın en büyük ikinci Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Ancak açlık krizi ve güvenlik sorunları, salgınla mücadeleyi baltalıyor. Komşu ülkeler Uganda, Ruanda ve Güney Sudan, virüsün sınır ötesine yayılmasına karşı alarm durumuna geçti. DSÖ, acil durum komitesini toplayarak salgını uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu ilan etti. Uzmanlar, kaçan hastaların virüsü kırsal alanlara yayması halinde salgının kontrol altına alınmasının aylar alacağını belirtiyor.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, bölgedeki gıda dağıtım programlarını genişletme çağrısı yaparken, Dünya Gıda Programı (WFP) acil yardım sevkiyatlarını hızlandırdı. Ancak fon yetersizliği nedeniyle bu çabaların sürdürülmesi zor görünüyor. Bölgedeki silahlı grupların saldırıları da sağlık çalışanlarının erişimini kısıtlıyor ve aşılama kampanyalarını aksatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
KDC'deki Ebola krizi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Sahra Altı Afrika'daki insani yardım ve sağlık diplomasisi girişimleri açısından önem taşıyor. Türkiye, KDC'de doğrudan bir askeri varlığa sahip olmasa da, bölgeye yönelik Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla sağlık altyapısı desteği sağlıyor. Salgının kontrol altına alınamaması, Doğu Afrika'da istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve siyasi çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Ebola gibi bulaşıcı hastalıkların yayılması, küresel sağlık güvenliği tehdidi oluşturduğu için Türkiye'nin DSÖ ile işbirliğini ve uluslararası yardım taahhütlerini önemli kılmaktadır.