Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM, Paralimpik atlet Hannah Babalola'ya uzun mesafeli bir uçuşta tekerlekli sandalye sağlamayı reddetmesinin ardından kamuoyunda büyük tepki çekti. Şirket, 11 saatlik Cape Town-Amsterdam seferinde Babalola'nın tuvalet ihtiyacını karşılaması için uçak içi tekerlekli sandalye kullanmasına izin vermediğini kabul ederek özür diledi. Olay, engelli bireylerin hava yolculuğunda karşılaştıkları ayrımcı uygulamaları bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı: Uçuşta yaşananlar
İngiliz Paralimpik atlet Hannah Babalola, geçtiğimiz hafta Güney Afrika'nın Cape Town kentinden Amsterdam'a giden KLM uçağında, tuvaleti kullanmak istediğinde uçak içi tekerlekli sandalye talep etti. Ancak kabin ekibi, Babalola'ya 'uçakta yürüteç ya da tekerlekli sandalye bulunmadığını' söyledi. Bunun üzerine sporcu, ya koltuktan kalkıp tuvalete kendi başına gitmesi ya da uçağı terk etmesi yönünde ikaz edildi. Babalola, sosyal medyada yayınladığı açıklamada, bu durumun kendisini 'aşağılanmış ve çaresiz hissettirdiğini' ifade etti.
KLM, olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada 'samimi özür' diledi ve 'yaşananların kabul edilemez olduğunu' belirtti. Şirket, uçuşta neden tekerlekli sandalye bulunmadığına dair soruşturma başlattığını duyurdu. Havacılık uzmanları, uzun mesafeli uçuşlarda engelli yolculara koridor tekerlekli sandalyesi sağlanmasının uluslararası standartlarda zorunlu olduğunu vurguluyor. Olay, Avrupa Birliği'nin hava yolcusu hakları düzenlemeleri çerçevesinde de değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Engelli hakları ve havacılık
Hannah Babalola, 2020 Tokyo Paralimpik Oyunları'nda atletizm dalında mücadele eden bir sporcu. Sporcu, tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak hava yolculuğunda karşılaştığı bu muamelenin sadece kendisine özgü olmadığını, birçok engelli yolcunun benzer durumlarla karşılaştığını belirtiyor. Engelli hakları savunucuları, havayolu şirketlerinin yeterli altyapı ve ekipman sağlamamasının sistematik bir ayrımcılık olduğunu savunuyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), engelli yolcuların erişilebilirliği konusunda bağlayıcı kurallar belirlemiş durumda. Ancak uygulamada sık sık aksaklıklar yaşanıyor.
KLM'nin bu olayı, havayolu endüstrisinde engelli yolcu hakları konusunda daha sıkı denetim ve yaptırım çağrılarını yeniden alevlendirdi. Özellikle Avrupa'da, düşük maliyetli taşıyıcılar dışında tam hizmet veren havayollarının bu tür hizmetleri sunması beklenirken, KLM gibi köklü bir şirketin yaşadığı bu skandal, sektördeki boşlukları gözler önüne seriyor. Olayın ardından Babalola, İngiltere'deki engelli hakları örgütleriyle birlikte yasal adım atmayı değerlendirdiklerini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, engelli bireylerin hava yolculuğunda erişilebilirlik konusunda son yıllarda önemli adımlar atmış olsa da, bu olay havayolu şirketlerinin uygulamalarındaki eksiklikleri hatırlatıyor. Türk Hava Yolları başta olmak üzere ulusal taşıyıcılar, uluslararası standartlara uygun hizmet verdiklerini beyan etse de, sahadaki uygulamalarda sıkıntı yaşandığına dair şikayetler zaman zaman gündeme geliyor. Bu vaka, Türkiye'deki engelli yolcu haklarının denetiminde daha şeffaf ve bağımsız bir mekanizmanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı uluslararası etkinlikler (örneğin 2026 Avrupa Spor Şampiyonası gibi) düşünüldüğünde, engelli bireylerin seyahat özgürlüğünü kısıtlayan bu tür olayların yaşanmaması için Türk sivil havacılık otoritelerinin proaktif önlemler alması kritik önem taşıyor.