ABD ordusu, 20 Temmuz Pazartesi günü geç saatlerde İran'a yönelik son hava saldırılarını tamamladığını duyurdu. Pentagon'dan yapılan açıklamada, son operasyonlarda İran'ın askeri komuta merkezleri, füze ve insansız hava aracı fırlatma rampaları, deniz harp kabiliyetleri ve hava savunma sistemlerinin hedef alındığı belirtildi. Bu saldırılar, ABD'nin İran'a yönelik 10. gece üst üste düzenlediği operasyonlar olarak kayıtlara geçti. WASHINGTON merkezli ABD yönetimi, operasyonların İran'ın bölgesel saldırganlığına misilleme niteliği taşıdığını savunurken, İran tarafından henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta başında İran'a karşı 'ezici bir askeri güç' kullanma talimatı vermişti. Bu talimatın ardından ABD ordusu, İran'ın bölgedeki askeri varlıklarına yönelik hava ve deniz tabanlı saldırılar başlattı. İlk saldırılarda İran Devrim Muhafızları'na bağlı birliklerin konuşlandığı noktalar hedef alınırken, son günlerde saldırıların kapsamı genişletilerek hava savunma sistemleri ve deniz hedefleri de dahil edildi.
Pentagon yetkilileri, operasyonların tamamlandığını ancak gerekli görülmesi halinde yeni saldırılar düzenlenebileceğini ifade etti. Öte yandan İran medyası, saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini iddia ederken, ABD tarafı bu iddiaları reddediyor. Uzmanlar, çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riskine işaret ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-İran arasındaki bu son gerilim, Orta Doğu'nun dengelerini kökünden sarsacak boyutlara ulaşmış durumda. Irak ve Suriye'deki İran destekli milis grupların da çatışmalara dahil olabileceği belirtiliyor. Rusya ve Çin, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD'nin müttefiki olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri sessizliğini koruyor. İsrail ise, İran'ın nükleer programına karşı teyakkuz halinde olduğunu bildiriyor.
Uzmanlara göre, ABD'nin bu operasyonları, Trump yönetiminin seçim öncesi dış politikasında sert bir tavır aldığına işaret ediyor. Tahran yönetiminin uluslararası yaptırımlar ve iç karışıklıklarla boğuştuğu bir dönemde, askeri baskının artmasının rejim üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, Körfez'de petrol fiyatlarının yükselmesine ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem ABD'nin NATO müttefiki hem de İran'la sınır komşusu olarak bu çatışmadan doğrudan etkilenecek bir konumda. Çatışmaların sıcak çatışmaya dönüşmesi, başta terörle mücadele ve mülteci krizi olmak üzere Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, İran'da istikrarsızlık Türkiye’nin enerji ticaretini ve bölgesel ekonomik iş birliğini de olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, savaşın sıçrama riskine karşı diplomasiyi aktif kullanarak tansiyonun düşürülmesine katkı sağlaması bekleniyor.