Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların son günlerde yeniden şiddetlenmesi üzerine taraflara "acil adımlar" atma çağrısında bulundu. Cenevre merkezli kuruluş, sivil kayıpların artmasından ve insani erişimin kısıtlanmasından endişe duyduğunu açıkladı. Çağrı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'in kuzeyindeki Husilere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı ve Husi güçlerinin de Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde geldi.
Çatışmaların arka planı ve insani kriz
Yemen'de 2014 yılından bu yana devam eden iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te Husi hareketine karşı askeri müdahalesiyle bölgesel bir çatışmaya dönüştü. Suudi Arabistan, Yemen'in kuzeyindeki Husi kontrolündeki bölgelere yönelik hava operasyonlarını son haftalarda artırdı. Husiler ise Suudi Arabistan'ın güney sınır kentlerine ve stratejik tesislerine yönelik balistik füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Bu karşılıklı saldırılar, her iki tarafta da sivil can kayıplarına yol açıyor.
Birleşmiş Milletler'in son verilerine göre, Yemen'de yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmalarda 370 binden fazla kişi hayatını kaybetti; bunların büyük bölümü dolaylı nedenlerle (açlık, hastalık, altyapı çöküşü) yaşandı. Ülke nüfusunun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Kızılhaç, son tırmanmayla birlikte hastanelerin ve su istasyonlarının vurulduğunu, yardım konvoylarının engellendiğini rapor ediyor. Kuruluş, tarafların uluslararası insancıl hukuka uymasını ve sivil altyapıyı hedef almaktan kaçınmasını istedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen-Suudi çatışması, Orta Doğu'da İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının en kanlı cephelerinden biri olarak görülüyor. Husiler, İran'dan askeri ve lojistik destek almakla suçlanıyor; Suudi Arabistan ve müttefikleri ise Yemen'deki meşru hükümeti destekliyor. ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler Suudi koalisyonuna silah satışı ve istihbarat desteği sağladığı için eleştiriliyor. Son dönemde BM ve ABD'nin arabuluculuk çabaları sonuçsuz kaldı; ateşkes görüşmeleri defalarca kesintiye uğradı.
Kızılhaç'ın çağrısı, uluslararası toplumun çatışmaya müdahale çağrılarının bir parçası. Ancak sahadaki askeri tırmanma, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor. Suudi Arabistan, son saldırılarda Yemen'deki Husi hedeflerinin yanı sıra Sana'a Havalimanı çevresini de vurdu; Husiler ise Suudi Arabistan'ın Cizan ve Necran bölgelerine roket attı. Bu saldırılar, bölgesel istikrarı tehdit ediyor ve Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarını riske atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmamakla birlikte, Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi korumaya çalışıyor. Çatışmanın tırmanması, Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir; özellikle Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türk ihracat yollarını ve enerji tedarikini tehdit eder. Ayrıca Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel insani yardım rolünü daha da önemli kılıyor. Ankara, Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşen ilişkilerini zedelemeden, İran'la da diyaloğunu sürdürerek bir denge politikası izlemek durumunda. Çatışmanın uzaması, Türkiye'nin Suriye ve Libya gibi diğer bölgesel dosyalarındaki manevra alanını da daraltabilir.