BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), 12 ülkenin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasadışı İsrail yerleşimlerinden yapılan ticarete yönelik planladığı kısıtlamaları memnuniyetle karşıladı. OHCHR sözcüsü, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Batı Şeria'daki durumun ciddiyeti acil ve somut önlemler alınmasını gerektiriyor" diyerek, bu adımın bölgede şiddeti ve işgali sona erdirme yolunda bir adım olduğunu belirtti.
Gelişmenin arka planı
Uluslararası hukuka göre, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Batı Şeria'da inşa ettiği tüm yerleşimler yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da bu yerleşimleri uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlıyor. Buna rağmen İsrail, yerleşim inşaatlarını hız kesmeden sürdürüyor ve yaklaşık 700 bin yerleşimci Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te yaşıyor.
Son yıllarda bazı ülkeler, yerleşim ürünlerine yönelik etiketleme veya ticaret kısıtlamaları getirerek bu yerleşimleri fiilen tanımadıklarını gösterdi. Ancak 12 ülkenin koordineli bir şekilde ticaret kısıtlaması planladığı haberleri, konunun uluslararası platformda daha geniş yankı bulacağına işaret ediyor. OHCHR sözcüsü, bu ülkelerin hangileri olduğunu açıklamadı ancak Avrupa Birliği üyeleri, Norveç, İsviçre ve bazı Asya-Pasifik ülkelerinin bu girişimde yer alabileceği tahmin ediliyor.
Filistin yönetimi, kararı olumlu karşıladığını duyurdu. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bu adımın "işgalin ekonomik ayağını zayıflatacağı" ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlayacağı ifade edildi. İsrail ise kararı "ayrımcı ve anti-semitik" olarak nitelendirerek, ticaret kısıtlamalarının iki devletli çözüm şansını azaltacağını savundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası toplumun tutumunda bir kayma olarak yorumlanıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, son aylarda Gazze'deki savaşın ardından yerleşim politikalarına karşı daha sert bir dil kullanmaya başladı. AB, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda 2015'ten bu yana adımlar atmış olsa da, doğrudan ticaret kısıtlaması yeni bir aşama.
ABD yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Washington'un bu tür girişimlere mesafeli durduğu biliniyor. Uzmanlar, 12 ülkenin ortak hareket etmesinin İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artırabileceğini, ancak kısıtlamaların uygulanmasının zor olabileceğini belirtiyor. Çünkü birçok ülke, yerleşim ürünlerini ayırt etmekte zorlanıyor ve ticaret verileri şeffaf değil.
Öte yandan, bu adımın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda veya Güvenlik Konseyi'nde yeni bir karar tasarısına zemin hazırlayabileceği konuşuluyor. Ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle Konsey'de bağlayıcı bir karar çıkması düşük olasılık. Yine de sembolik olarak önemli bir adım.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in yasadışı yerleşimlerini uzun süredir eleştiriyor ve Filistin davasını destekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin diplomatik çabalarını güçlendirebilir. 12 ülkenin ticaret kısıtlaması, Türkiye'nin BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda dile getirdiği taleplerle örtüşüyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede artan etkisi ve Filistin yönetimiyle yakın ilişkileri göz önüne alındığında, Ankara'nın bu süreci memnuniyetle karşılaması ve benzer adımlar için çağrı yapması beklenir. Ekonomik açıdan ise Türkiye-İsrail ticaret hacmi düşük olsa da, bu tür kısıtlamalar bölgesel ticaret dengelerini etkileyebilir.