Ukrayna'nın başkenti Kiev'de yaşayanlar, Rus ordusunun sivil altyapıyı hedef alan aralıksız roket ve insansız hava aracı saldırılarının, günlük rutinlerini kökten değiştirdiğini anlatıyor. Şubat 2022'de başlayan geniş çaplı işgal, artık cephe hattının yüzlerce kilometre uzağındaki şehirlerde de yaşamı doğrudan tehdit eden bir gerçekliğe dönüşmüş durumda. Hava saldırısı sirenleri, kesintiye uğrayan elektrik ve ısıtma sistemleri, okula giderken sığınaklara koşan çocuklar... Kiev sakinleri, savaşın yıkıcı etkisini cephede değil, kendi mahallelerinde, evlerinde hissediyor. Bu yeni yaşam biçimi, dayanıklılık ile tükenmişlik arasında gidip gelen bir dengeyi zorunlu kılıyor.
Savaşın Başkente Taşınan Gölgesi: Altyapı ve Psikolojik Yıkım
Rusya, savaşın başından bu yana Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef alarak ülke genelinde, özellikle kış aylarında büyük elektrik kesintilerine yol açtı. Kiev'de son haftalarda yaşanan hava saldırıları, şehri karanlığa ve soğuğa mahkum ederken, halkın yaşamını sürdürme mücadelesi de görünür hale geldi. Şehrin birçok noktasında, vatandaşların elektrik olmadan da çalışabilmesi için ortaklar merkezler kuruldu. Sakinler, cep telefonlarını şarj etmek, internete erişmek ve sıcak içecek alabilmek için bu merkezlere akın ediyor.
Günlük hayattaki bu kesintiler, yalnızca fiziksel bir yorgunluk değil, aynı zamanda derin bir psikolojik yük de yaratıyor. Birçok aile, her gece yaşanan siren sesleriyle uykusundan oluyor; ebeveynler çocuklarını güvenli bir yere taşımak için hızla hareket etmek zorunda kalıyor. Kiev'de yaşayan Anastasia P., AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Artık her gece bir saldırı olacak mı diye düşünüyoruz. Çocuklarım siren sesini duyduğunda korkudan ağlıyor. Bu, normal bir yaşam değil ama alışmak zorundayız" ifadelerini kullandı.
Kentin altyapısına yönelik bu sistematik saldırılar, Ukrayna hükümetini daha fazla hava savunma sistemi tedarik etmeye itse de, sivil halkın korunması konusunda belirsizlikler devam ediyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın verilerine göre, son bir ay içinde Kiev'e yönelik düzenlenen saldırılarda 100'den fazla füze ve insansız hava aracı imha edildi. Ancak bu savunma çabaları, saldırıların tamamen önüne geçemiyor ve her başarılı savunma, kent sakinlerinin yaşamında bir nebze olsun güven hissi sağlıyor.
Saldırıların Ötesinde: Ukrayna'nın Direnişi ve Uluslararası Destek
Kiev'deki bu zorlu yaşam koşulları, savaşın yalnızca askeri alandaki çatışmalardan ibaret olmadığını; sivil toplumun, sağlık sisteminin ve eğitim kurumlarının da bu savaşın birer hedefi haline geldiğini gösteriyor. Ukrayna genelinde olduğu gibi Kiev'de de okullar, hava saldırısı tehdidine karşı yeraltı metrolarını ve özel sığınakları kullanarak eğitime devam etmeye çalışıyor. Uzmanlar, uzun süreli bu tür stresli yaşam koşullarının toplumsal psikoloji üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu süreçte Batılı ülkelerin sağladığı hava savunma sistemleri ve mali yardımlar, Ukrayna'nın direnişinde kritik bir rol oynuyor. Ancak Kiev Bağımsızlık Meydanı'nda günlük hayatını sürdürmeye çalışan birçok kişi, uluslararası desteğin savaşın gidişatını değiştirmediği görüşünde. Yakın zamanda bir İHA saldırısının hedefi olan bir apartmanın sakinlerinden Volodymyr K., "Dünya bize yardım ediyor ama buradaki insanlar her gün ölüyor ve evleri yıkılıyor. Bu destek, bizim yaşam koşullarımızı iyileştirmiyor" diye konuştu.
Rusya'nın sivil altyapıya yönelik saldırıları, uluslararası hukuk açısından savaş suçu teşkil ettiği yönünde eleştirilse de, Moskova yönetimi bu iddiaları reddediyor. Savaşın üçüncü yılına girerken, Ukrayna'nın enerji ağını onarma ve sivil halkı koruma çabaları, yalnızca askeri bir mücadele değil, aynı zamanda bir dayanıklılık testi olarak değerlendiriliyor. Kiev'de yaşamın bu yeni kurallarla devam etmesi, savaşın uzaması halinde şehrin sosyal dokusunu daha da derinden etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev başta olmak üzere sivil altyapıya yönelik saldırıları, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkileyen bir gelişme olarak Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Montreux Boğazlar Sözleşmesi'ne bağlı kalarak savaşı denge politikasıyla yürütmeye çalışırken, bu tür saldırılar bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Ayrıca, savaşın uzaması, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önemde olan Karadeniz'deki ticaret rotalarını olumsuz etkileyebilir. Türk dış politikası, insani yardım ve tahıl koridoru girişimleriyle Ukrayna'ya destek olmaya çalışırken, bu çabaların kalıcı bir barışla sonuçlanması için savaşın bir an önce sona ermesi büyük önem taşıyor.