ZÜRİH — İsviçreli seçmenler, ülkenin NATO ile barış zamanı işbirliğini sonlandıran ve ekonomik yaptırım uygulamasını engelleyen daha katı bir tarafsızlık düzenlemesini onaylayıp onaylamamak için önümüzdeki ay referanduma gidecek. 22 Eylül'de yapılacak oylama, İsviçre'nin Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası Batı'nın Moskova'ya yönelik yaptırımlarına katılma kararının ardından ülkede alevlenen tarafsızlık tartışmasında bir dönüm noktası olacak.
Referandumun İçeriği ve Tarafları
Söz konusu girişim, muhafazakar İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından toplanan 100 binin üzerinde imzayla referanduma taşındı. Parti, mevcut tarafsızlık yasasının 'yumuşak' olduğunu ve ülkenin geleneksel tarafsızlık statüsünü zayıflattığını savunuyor. Girişim, tarafsızlığın 'kalıcı ve silahlı' bir kavram olduğunu vurgulayarak, İsviçre'nin savaşan taraflara askeri yardım yapmasını, yabancı devletlere ekonomik yaptırım uygulamasını ve NATO gibi askeri ittifaklarla barış zamanı işbirliğini yasaklamayı öneriyor.
Girişim, mevcut anayasaya tarafsızlıkla ilgili yeni maddeler eklemeyi hedefliyor. Buna göre, İsviçre'nin kendi topraklarını savunma hakkı saklı kalmak kaydıyla, uluslararası çatışmalara askeri veya ekonomik müdahalesi sınırlandırılacak. Ayrıca, ülkenin NATO üyesi olması veya ittifakın askeri operasyonlarına katılması tamamen yasaklanacak.
İsviçre hükümeti ve parlamento ise girişime karşı çıkıyor. Federal Konsey, bu düzenlemenin ülkenin dış politika esnekliğini kısıtlayacağını ve uluslararası toplumdaki güvenilirliğine zarar vereceğini belirtiyor. Hükümet, tarafsızlığın İsviçre'nin bağımsızlığını korumak için bir araç olduğunu, ancak bunun katı bir şekilde yorumlanmasının ülkeyi uluslararası krizlerde yalnızlaştırabileceğini ifade ediyor. Öte yandan, merkez sol partiler de girişimin İsviçre'nin insani geleneklerini ve arabuluculuk rolünü zayıflatacağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu referandum, sadece İsviçre iç siyasetini değil, Avrupa güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. İsviçre, uzun süredir NATO'nun Barış için Ortaklık programına katılıyor ve ittifakla belirli alanlarda işbirliği yapıyor. Ancak ülke, tam üyelik veya askeri operasyonlara katılım konusunda mesafeli duruyor. Ukrayna savaşı, Avrupa'daki tarafsız ülkelerin (İsviçre, Avusturya, İrlanda) konumunu yeniden tartışmaya açtı. Bu ülkeler, Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılarak geleneksel tarafsızlık anlayışlarından kısmen sapmış durumdalar.
İsviçre'nin Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar, ülkenin tarafsızlık ilkesiyle çeliştiği gerekçesiyle SVP tarafından sert şekilde eleştirildi. Parti, İsviçre'nin bu tutumunun onu çatışmanın bir tarafı haline getirdiğini ve tarihsel tarafsızlık statüsünü zedelediğini savunuyor. Anketlere göre, İsviçre halkı tarafsızlık konusunda bölünmüş durumda. Bazı anketler halkın çoğunluğunun mevcut esnek tarafsızlık politikasını desteklediğini gösterirken, diğerleri girişimin kabul edilebileceğine işaret ediyor.
Askeri ve ekonomik açıdan, bu düzenlemenin kabul edilmesi halinde İsviçre'nin uluslararası yaptırım rejimlerinden çekilmesi ve NATO ile ortak eğitim faaliyetlerini durdurması bekleniyor. Bu durum, Avrupa güvenlik işbirliğinde bir gedik açabilir ve Rusya'ya yönelik yaptırımların etkinliğini azaltabilir. Ayrıca, İsviçre'nin arabuluculuk ve insani diplomasi alanındaki itibarı da zedelenebilir; zira bu tür bir yasa, ülkenin uluslararası krizlerde aktif rol oynamasını engelleyecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'deki bu referandum, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, Avrupa güvenlik mimarisindeki değişimler açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO'nun kilit müttefiklerinden biri olarak, ittifakın dayanışmasını ve genişlemesini destekliyor. İsviçre gibi tarafsız ülkelerin NATO'dan uzaklaşması, ittifakın Avrupa kanadında bir zayıflama olarak algılanabilir. Ayrıca, Rusya'ya yönelik yaptırımların delinmesi, Batı'nın Rusya'ya karşı birleşik duruşunu zayıflatabilir. Türkiye, Ukrayna savaşında dengeli bir politika izlerken, Moskova'ya uygulanan yaptırımların etkinliğini korumasından yana. Bu nedenle, İsviçre'nin bu kararı, Avrupa güvenlik şemsiyesinin güçlendirilmesi bağlamında Türkiye tarafından yakından izleniyor.