Fransa'da geçen hafta kaybolan 11 yaşındaki bir kız çocuğunun cesedinin bulunması, ülkede çocuk istismarına karşı yargı sisteminin yetersizliği konusunda büyük bir öfke dalgasına yol açtı. Ana şüphelinin daha önce defalarca çocuklara cinsel istismarda bulunmakla suçlandığı, ancak bu iddialar karşısında herhangi bir adli işlem yapılmadığı ortaya çıktı. FRANCE 24'e konuşan bir aktivist, "Yargı sistemi önce mağdurlara inanmalı" diyerek sistemdeki derin sorunlara dikkat çekti.
Olayın arka planı: Kayıp kız ve şüphelinin geçmişi
Olay, 11 yaşındaki Lola'nın 14 Ekim Cuma günü okuldan eve dönmemesiyle başladı. Ailesinin ihbarı üzerine başlatılan geniş çaplı arama çalışmaları, dün akşam saatlerinde şehrin dışında bir ormanlık alanda bir cesedin bulunmasıyla sona erdi. Yetkililer, cesedin kimlik tespitinin devam ettiğini, ancak büyük olasılıkla kayıp kıza ait olduğunu belirtti.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 43 yaşındaki baş şüphelinin, daha önce en az üç ayrı çocuk istismarı iddiasıyla karşı karşıya kaldığı, ancak bu davaların takipsizlikle sonuçlandığı veya yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle düştüğü ortaya çıktı. Bu durum, Fransız adalet sisteminin çocuk istismarı vakalarını ciddiye almadığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.
FRANCE 24'e konuşan çocuk hakları aktivisti Marie Dupont, "Bu trajedi aslında önlenebilirdi. Sistem, geçmişte yapılan şikayetleri görmezden geldi. Eğer yargı, mağdurların ifadelerine öncelik verseydi, bu çocuk hala hayatta olabilirdi" dedi. Dupont, Fransa'da çocuk istismarı şikayetlerinin sadece yüzde 10'unun mahkemeye taşındığını, bunun da kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Toplumsal tepki ve küresel boyut
Olay, Fransa'da geniş çaplı protestolara yol açtı. Başkent Paris ve diğer büyük şehirlerde yüzlerce kişi, adalet sisteminin reforme edilmesi ve çocuk istismarı davalarında daha etkin bir mücadele çağrısı yaptı. Sosyal medyada #JusticePourLola (Lola'ya Adalet) etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı.
Fransa, son yıllarda çocuk istismarı skandallarıyla sarsılmış bir ülke. Katolik Kilisesi'ndeki cinsel istismar vakaları, eski bir kardinalin yargılanması gibi olaylar, kamuoyunda bu tür suçlara karşı hassasiyeti artırmıştı. Ancak aktivistler, yargı sisteminin hala mağdurları değil, failleri koruduğunu savunuyor.
Avrupa genelinde çocuk istismarına karşı yasalar sertleştirilirken, Fransa'nın bu konudaki karnesi zayıf kalıyor. Avrupa Konseyi'nin geçtiğimiz yıl yayımladığı bir raporda, Fransa'da çocuk istismarı soruşturmalarının ortalama süresinin 18 ay olduğu ve davaların büyük bir kısmının düştüğü belirtilmişti. Bu durum, sadece Fransa için değil, tüm Avrupa için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'de de çocuk istismarı davalarının işleyişine dair benzer sorunları akla getiriyor. Türkiye'de çocuk istismarı şikayetlerinin sık sık delil yetersizliği veya ifadelerin ciddiye alınmaması nedeniyle takipsizlikle sonuçlandığı biliniyor. Ayrıca, mağdurların adli süreçte ikincil travmaya maruz kalması, yargı reformu çağrılarını güçlendiriyor. Bu haber, Türk kamuoyunda adalet sisteminin mağdur odaklı hale getirilmesi ve çocuk haklarının güçlendirilmesi gerektiği yönündeki tartışmalara katkı sağlayabilir. Küresel düzeyde ise, çocuk istismarına karşı mücadelede uluslararası işbirliği ve standartların artırılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.