Katar'da eski Emir Şeyh Halife bin Hamed Al Sani'nin vefatı nedeniyle ilan edilen üç günlük milli yasın üçüncü gününde, uluslararası taziye heyetleri Doha'ya akın etmeye devam ediyor. Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık'ın yanı sıra İran Dışişleri Bakanı, Birleşik Arap Emirlikleri Cumhurbaşkanı, Ürdün Kralı ve Filistin Devlet Başkanı da taziyelerini sunmak üzere Körfez ülkesine ulaştı. Cenaze töreninin ardından başlayan bu diplomatik ziyaretler, Katar'ın bölgesel ve küresel arenadaki ağırlığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
Şeyh Halife bin Hamed Al Sani, 1972'den 1995'e kadar Katar Emiri olarak görev yapmış ve ülkenin modernleşme sürecinde önemli rol oynamıştı. 1995 yılında oğlu Şeyh Hamad bin Halife Al Sani'nin kansız bir darbeyle yönetimi devralmasıyla tahtını kaybetmiş, ancak Katar toplumu ve yönetici ailesi içinde saygın bir figür olarak kalmıştı. Vefatının ardından Katar'da üç günlük yas ilan edilirken, resmi törenlere katılmak üzere dünyanın dört bir yanından devlet başkanları, hükümet yetkilileri ve eski liderler Doha'ya geliyor.
Fransa'yı temsilen eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve bir dizi üst düzey diplomatın katıldığı heyet, Almanya'dan Federal Meclis Başkanı Bärbel Bas ve Birleşik Krallık'tan Kraliyet ailesi temsilcileriyle birlikte taziyelerini iletti. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın katılımı ise Tahran'ın Doha ile yakınlaşma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. BAE Cumhurbaşkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Ürdün Kralı II. Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da kişisel katılımlarıyla Katar'a olan desteklerini gösterdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu taziye ziyaretleri, Katar'ın son yıllarda izlediği bağımsız ve arabulucu dış politikanın meyvelerini yansıtıyor. Körfez'de 2017-2021 yılları arasında Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır tarafından uygulanan ambargoya rağmen Doha, uluslararası alanda ilişkilerini çeşitlendirmeyi başarmıştı. Özellikle Afganistan müzakereleri, Gazze ateşkes girişimleri ve enerji diplomasisi gibi konularda oynadığı arabulucu rolü, Katar'ı vazgeçilmez bir aktör haline getirdi.
Avrupa ülkelerinin üst düzey katılımı, Katar'ın doğalgaz ihracatı ve 2022 Dünya Kupası organizasyonuyla artan ekonomik ve sportif prestijinin bir yansıması. Aynı zamanda, İran ve BAE gibi bölgesel rakiplerin aynı platformda bir araya gelmesi, Katar'ın diplomasi merkezi olma iddiasını güçlendiriyor. Bu ziyaretler, Körfez İşbirliği Konseyi içindeki normalleşme sürecine de katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Katar ile askeri, ekonomik ve diplomatik alanlarda güçlü bağlara sahip. Katar'daki Türk askeri varlığı ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklık, bu taziye ziyaretlerinde Türkiye'nin de dolaylı olarak etkilendiği bir dengeyi yansıtıyor. Katar'ın bölgesel arabuluculuk rolü, Türkiye'nin Körfez'deki nüfuz alanıyla örtüşüyor. Esed rejimiyle normalleşme, Gazze'de ateşkes ve Afganistan'da istikrar gibi konularda Ankara-Doha işbirliği kritik önem taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Katar üzerinden Körfez'deki etkinliğini sürdürebileceği ve bölgesel krizlerde ortak hareket edebileceği bir zeminin varlığını teyit ediyor.