Rusya Enerji Bakanı Nikolay Şulginov, başkent Pekin'de Çinli mevkidaşıyla bir araya gelerek enerji alanında işbirliğini derinleştirme konusunda mutabakata vardı. Görüşme, ABD Kongresi'nde Rus enerji alımlarına ikincil yaptırımlar uygulanmasını öngören yasa tasarısının gündeme gelmesinin hemen ardından gerçekleşti. İki ülke, artan jeopolitik gerilimlere rağmen doğalgaz, petrol ve nükleer enerji dahil olmak üzere enerji ortaklıklarını genişletme kararlılığını yineledi.
Yaptırım tehdidi ve Moskova-Pekin ekseni
ABD Temsilciler Meclisi'nde geçen hafta sunulan tasarı, Rus petrolü ve doğalgazı satın alan ülkelere yaptırım uygulanmasını öngörüyor. Bu adım, Ukrayna savaşı nedeniyle Moskova'ya uygulanan mevcut yaptırımları ağırlaştırmayı hedefliyor. Çin ise Rus enerjisine en büyük alternatif pazar konumunda. İkili ticaret hacmi 2023'te 240 milyar doları aştı ve enerji bu ticaretin belkemiğini oluşturuyor. Şulginov, Pekin'de yaptığı açıklamada, "Enerji işbirliğimiz her türlü dış baskıya karşı dayanıklıdır. Çin ile uzun vadeli anlaşmalarımızı daha da ileri taşıyacağız" ifadelerini kullandı. Çin Enerji Bakanı ise, "Piyasa istikrarı ve enerji güvenliği ortak önceliğimizdir" diyerek işbirliğinin süreceğini vurguladı.
Görüşmelerde, Sibirya'nın Gücü-2 doğalgaz boru hattı projesinin hızlandırılması ve yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri için ortak yatırımlar masaya yatırıldı. Rusya, Asya'ya enerji ihracatını artırarak Batı yaptırımlarının etkisini azaltmayı hedefliyor. Çin ise düşük maliyetli Rus enerjisine erişimini garanti altına alarak enerji güvenliğini pekiştirmek istiyor. İki ülke arasındaki enerji ticareti, dolar yerine yuan ve ruble üzerinden yapılmaya devam ediyor.
Küresel enerji dengelerine etkisi
Rusya-Çin enerji ortaklığının derinleşmesi, küresel enerji piyasalarında arz ve talep dengesini değiştirebilir. ABD'nin ikincil yaptırım tehdidi, bazı alıcıları Rus enerjisinden uzaklaştırabilir; ancak Çin ve Hindistan gibi büyük tüketiciler alternatif pazar oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Rusya 2023'te ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 45'ini Çin ve Hindistan'a yaptı. Bu oranın 2024'te artması bekleniyor. Ayrıca, Rusya'nın Kuzey Denizi Rotası üzerinden Asya'ya LNG sevkiyatını artırma planları, Arktik bölgesinde yeni bir enerji koridoru yaratabilir. Avrupa Birliği'nin Rus enerjisinden kademeli olarak çekilmesi, Moskova ve Pekin arasındaki bağımlılığı daha da pekiştiriyor. Analistler, bu işbirliğinin Batı yaptırımlarının etkinliğini sınırlayabileceğini ve Çin'in küresel enerji politikasındaki rolünü artırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rus enerjisine olan bağımlılığı ve Çin ile gelişen ekonomik ilişkileri nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Ankara, Rusya'ya uygulanan yaptırımlara katılmazken, enerji ticaretinde dolar dışı ödeme mekanizmalarını test ediyor. Rusya-Çin enerji ekseninin güçlenmesi, Türkiye'nin Avrupa'ya enerji koridoru olma stratejisini tamamlayıcı veya rekabetçi bir unsur olarak değerlendirilebilir. Özellikle, Rusya'nın Akkuyu Nükleer Santrali projesi ve TürkAkım boru hattı, ikili enerji işbirliğinin somut örnekleridir. Türkiye'nin bu denklemdeki konumu, Çin'in Orta Koridor girişimine verdiği destekle de şekilleniyor. Enerji alanındaki bu küresel kayma, Türk dış politikasının çok yönlü karakterini korumasını ve hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirmesini gerektiriyor.