ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmak için 'çok istekli' olduğunu ancak Washington'un ya Tahran'la anlaşacağını ya da 'işi bitireceğini' söyledi. Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada, 'İran'ın anlaşmak için çok istekli olduğunu düşünüyorum' dedi ve ekledi: 'Bakalım onlarla anlaşacak mıyız, yoksa işi bitirecek miyiz. İkisi de olabilir.' Bu sözler, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden canlandırılmasına yönelik son çabaların ortasında geldi. Trump'ın 'işi bitirmek' ifadesi, olası bir askeri harekât veya İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırı anlamına gelebileceği yorumlarına yol açtı.
Müzakerelerin Dünü ve Bugünü
ABD'nin 2018 yılında dönemin Başkanı Trump tarafından tek taraflı olarak ayrıldığı 2015 nükleer anlaşması (JCPOA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırıyor ve karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Trump'ın çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikası, İran'ın anlaşmanın taahhütlerini kademeli olarak askıya almasına yol açmıştı. Biden yönetimi, müzakerelere geri dönmek için girişimlerde bulunsa da somut ilerleme kaydedilemedi. Son haftalarda, ABD'nin aracı ülkeler aracılığıyla İran'la dolaylı görüşmeleri yeniden başlattığı belirtiliyor. Trump'ın son açıklamaları, müzakerelerin kritik bir noktaya geldiğini ve iki seçenekten birinin tercih edileceğini gösteriyor.
İranlı yetkililer, ülkenin nükleer programının barışçıl olduğunu ve müzakere masasına dönmeye hazır olduklarını ifade ederken, Washington'un ön koşullarına karşı çıkıyor. Trump'ın 'işi bitirmek' ifadesi, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri bir harekâtı akıllara getiriyor. İsrail, uzun süredir İran'ın nükleer programının askeri boyutuna işaret ederek ABD'yi daha sert adımlar atmaya çağırıyordu. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İsrail'le koordinasyonu, olası bir askeri seçeneğin ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini etkiliyor. Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın olası bir nükleer silaha sahip olması durumunda kendi nükleer programlarını hızlandırabilir. Trump'ın 'anlaşma ya da askeri müdahale' ikilemi, bölgede bir gerginlik dalgasına yol açabilir. Ayrıca, küresel petrol piyasaları da bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip ülkelerinden biri. Olası bir askeri çatışma, petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilir ve küresel ekonomik istikrarı tehdit edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip ve iki ülke arasında enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında derin bağlar bulunuyor. Trump'ın 'anlaşma ya da bitirme' söylemi, Ankara için doğrudan bir güvenlik riski oluşturuyor. Olası bir ABD-İran askeri çatışması, Türkiye'nin sınırında yeni bir krize yol açabilir ve mülteci akınlarını tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatı ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi (yıllık yaklaşık 10 milyar dolar) olumsuz etkilenebilir. Türkiye, nükleer krizin diplomatik yollarla çözülmesini destekliyor ve ABD'nin maksimum baskı politikasına mesafeli duruyor. Bu nedenle, Trump'ın açıklamaları Ankara'yı diplomatik girişimlerini artırmaya itebilir.