ABD'nin üst düzey diplomatik temsilcilerinin Salı günü Katar'a varması beklenirken, olası müzakerelerin zamanlaması ve içeriğine dair belirsizlik, İran savaşına kalıcı bir son verme ve Hürmüz Boğazı'nı tamamen yeniden açma çabalarını sorgulamaya açtı. Andrew Mills'in Reuters için Doha'dan bildirdiğine göre, heyetin ziyareti, bölgede artan gerilimin ardından taraflar arasında doğrudan diyaloğun yeniden başlatılması umudunu taşıyor. Ancak henüz resmi bir gündem veya görüşme takvimi açıklanmadı. Katar'ın arabuluculuk rolü, geçmişteki nükleer müzakerelerde de öne çıkmıştı.
Arka plan: Görüşmelerin kaderi belirsiz
Heyetin Katar'a gelişi, ABD'nin İran'ı da içeren bölgesel bir anlaşma arayışının parçası. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, görüşmelerin ana gündeminin İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçlerin faaliyetleri olduğunu ima etti. Ancak İran tarafından görüşmelere katılım konusunda net bir açıklama yapılmadı. Bazı kaynaklar, Tahran'ın ABD'nin yaptırımları kaldırması gibi ön şartlar aradığını öne sürüyor. Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması, küresel enerji piyasaları için kritik önem taşıyor; boğazdan geçen petrol miktarı, dünya arzının yaklaşık %20'sini oluşturuyor.
Katar'ın ev sahipliği yaptığı bu diplomatik girişim, ABD'nin İran'la doğrudan müzakerelere yönelme isteğini yansıtıyor. Başkanlık seçimleri öncesinde Biden yönetimi, Orta Doğu'da askeri angajmanı azaltma ve diplomatik çözümleri önceliklendirme vaadini sürdürüyor. Ancak İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin sert tutumu ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, anlaşma umutlarını zorluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, sadece bölgesel değil, küresel bir mesele. Son haftalarda Husilerin Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırıları ve İran'ın boğazda askeri tatbikatları, deniz ticaret yollarını tehdit ediyor. ABD, müttefikleriyle birlikte deniz güvenliği operasyonlarını artırmıştı. Katar'daki görüşmelerden çıkacak bir anlaşma, sadece İran ile ABD arasındaki gerilimi azaltmakla kalmayıp, küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde de istikrar sağlayıcı etki yapabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamak için ABD ile koordinasyon halinde. Ancak İran'ın talepleri (yaptırımların kaldırılması, nükleer hakların tanınması) ile ABD'nin kırmızı çizgileri arasında bir denge bulunması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran yakınlaşması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik. Hürmüz Boğazı'nın açılması, Türkiye'nin petrol ve doğalgaz ithalatında maliyetleri düşürebilir. Ayrıca, İran'la ilişkileri normalleşen bir ABD, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmamış, aksine enerji ticaretini sürdürmüştü. Ancak yeni bir anlaşma, Tahran-Ankara hattında ticaret hacmini artırabilir. Bölgesel dengelerdeki değişim, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle rekabetinde de rol oynayabilir. Ankara, Katar'ın arabuluculuk çabalarını destekleyerek hem enerji koridorlarını güvence altına almayı hem de İran'la istikrarlı bir ilişki kurmayı hedefliyor.