Kanada Ticaret Bakanı Mary Ng, Salı günü Washington'da ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki ticari gerilimleri görüşüyor. Ancak bu ziyaret, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımla başlamış oldu. Trump, Kanada'nın ABD'nin 51. eyaleti olması gerektiğini ima eden ve Kanada Başbakanı Justin Trudeau'yu eleştiren bir mesaj yayımladı. Bu sözler, Kanada hükümeti tarafından diplomatik bir provokasyon olarak algılandı ve görüşmelerin havasını olumsuz etkiledi.
Görüşmelerin Arka Planı
Kanada ve ABD arasındaki ticaret hacmi yıllık 700 milyar doları aşarken, son dönemde özellikle ABD'nin Kanada kerestesine uyguladığı antidamping vergileri ve çelik-alüminyum tarifeleri nedeniyle taraflar arasında gerginlik yaşanıyor. Bakan Ng'in ziyareti, bu ticari engellerin kaldırılması ve Kanada'nın çıkarlarının korunması için bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak Trump'ın son açıklamaları, Kanada kamuoyunda ve hükümetinde tepkiyle karşılandı. Başbakan Trudeau, Trump'ın sözlerine doğrudan yanıt vermekten kaçınırken, Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly, “Kanada asla bir eyalet olmayacak. Biz gururlu bir milletiz” diyerek tepkisini dile getirdi.
Kanada Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Trump'ın sözlerinin görüşmelerin gündemini etkilemeyeceğini belirtse de, uzmanlar bu tür açıklamaların iki ülke arasındaki güveni zedelediğini ve müzakereleri zorlaştırabileceğini ifade ediyor. Özellikle ABD'de 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Trump'ın yeniden aday olma ihtimali, Kanada-ABD ilişkilerinde belirsizlik yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kanada-ABD ticari ilişkileri, yalnızca iki ülkeyi değil, aynı zamanda küresel ticaret dengelerini de etkiliyor. İki ülke arasındaki anlaşmazlıklar, USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) çerçevesinde çözülmeye çalışılsa da, Trump'ın bu tür söylemleri anlaşmanın ruhuna zarar veriyor. Ayrıca, Kanada'nın Çin ile ilişkileri ve NATO yükümlülükleri de ABD ile ortak gündem maddeleri arasında. Uzmanlar, Trump'ın “51. eyalet” çıkışının aslında Kanada'yı ticari tavizler vermeye zorlamak için bir taktik olabileceğini belirtiyor. Bu durum, Kanada'nın bağımsız dış politika yürütme kabiliyetini sorgulatırken, diğer ülkelerin ABD ile müzakerelerinde de benzer baskılarla karşılaşabileceği endişesini artırıyor.
Öte yandan, Kanada'nın ABD'ye olan bağımlılığı, özellikle enerji ve otomotiv sektörlerinde ekonomik kırılganlık yaratıyor. Kanada, ticaret ortaklarını çeşitlendirmek için Avrupa Birliği ve Asya-Pasifik ülkeleriyle anlaşmalar imzalasa da, ABD pazarının büyüklüğü karşısında bu çabalar sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-ABD ticaret gerilimi, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, dolaylı yoldan bazı sonuçlar doğurabilir. ABD'nin müttefiklerine yönelik bu tür baskıcı söylemleri, Türkiye'nin de ABD ile ilişkilerinde benzer bir atmosferle karşılaşma ihtimalini hatırlatıyor. Özellikle F-35 programı ve S-400 krizi gibi konularda yaşanan gerginlikler, ABD'nin ticari ve diplomatik araçları nasıl kullandığını gösteriyor. Ayrıca, Kanada'nın çeşitlendirme çabaları, Türkiye'nin de ticaret ortaklarını çeşitlendirme stratejisine paralellik taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin ABD'ye bağımlılığını azaltma ve alternatif pazarlara yönelme politikasının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.