Gazze Şeridi'nde bir Filistinli futbol kalecisi, ailesi için yemek pişirmek üzere ocak tüpü alma sırasında İsrail saldırısında hayatını kaybetti. 28 yaşındaki Salim el-Aşkar'ın ölümü, Gazze'de savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana öldürülen 1000'den fazla Filistinli sporcu arasına katıldığını gösteriyor. El-Aşkar'ın takım arkadaşları ve Gazze spor camiası, onun ve diğer kayıpların mirasını yaşatmak için sporu bir direniş aracı olarak kullanmaya devam edeceklerini belirtti.
Kalecinin Son Anları ve Spor Dünyasında Yas
Salim el-Aşkar, Gazze'nin kuzeyindeki bir camiye sığınan ailesinin yemek yapabilmesi için ocak tüpü almak üzere sıraya girdiği sırada İsrail hava saldırısında hedef alındı. Olay, sivillerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için bile ne kadar kırılgan bir ortamda yaşadığını bir kez daha gözler önüne serdi. El-Aşkar, yerel bir kulüpte forma giyen tanınmış bir kaleciydi ve genç yaşında Gazze futbolunun gelecek vadeden isimlerinden biri olarak biliniyordu.
Filistin Futbol Federasyonu (PFA) verilerine göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de 1000'den fazla sporcu, 300'den fazla spor tesisi ve 100'den fazla futbolcu hayatını kaybetti. PFA Başkanı Cibran Racoub, bu kaybı 'Filistin spor tarihinin en karanlık dönemi' olarak nitelendirdi. El-Aşkar'ın ölümü, uluslararası spor camiasında da geniş yankı buldu; bazı futbolcular ve takımlar sosyal medyada başsağlığı mesajları yayımlarken, FIFA da konuya ilişkin bir açıklama yaparak 'tüm sporcuların güvende olması gerektiğini' vurguladı.
Gazze'de Spor: Direniş ve Dayanıklılığın Simgesi
Gazze'de spor, yıllardır süren abluka ve savaş koşullarına rağmen bir yaşam biçimi olarak varlığını sürdürüyor. Ancak mevcut çatışma, bu alanda daha önce benzeri görülmemiş bir yıkıma neden oldu. Birçok sporcu, tıpkı Salim el-Aşkar gibi, savaşın doğrudan hedefi haline gelirken, spor tesisleri ya bombalandı ya da sığınma kamplarına dönüştürüldü. Buna rağmen, Gazze'de gençler ve çocuklar arasında futbol, basketbol ve diğer spor dalları, kaos içinde bir normalleşme çabası olarak devam ediyor.
El-Aşkar'ın takım arkadaşları, onun anısına bir anma turnuvası düzenleyeceklerini ve elde edilecek geliri ailesine bağışlayacaklarını açıkladı. Gazze Spor Kulübü Başkanı Ahmed es-Sikali, 'Salim, sadece bir futbolcu değil, aynı zamanda bir direniş sembolüydü. Onun ve diğer kayıplarımızın mücadelesi, sporumuzu ve kültürümüzü yaşatmamız için bize güç veriyor' ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Gazze'de sporun salt bir oyun olmaktan çıkıp, bir kimlik ve direnç simgesi haline geldiğini gösteriyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, sporcuların hedef alınmasını savaş suçu olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler de sporcuların korunmasına yönelik çağrılarını yineledi. Ancak Gazze'de spor camiası, uluslararası toplumun müdahalesinin yetersiz kaldığı görüşünde. Es-Sikali, 'Bizi sadece taziye mesajları değil, somut adımlar kurtarır. Biz burada ölüme rağmen yaşamaya devam ediyoruz' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki bu trajik olay, Türkiye'nin bölgedeki insani ve diplomatik yaklaşımını bir kez daha gündeme getiriyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destekle, savaşın başından bu yana insani yardım girişimlerini sürdürüyor. Ancak sporcuların hedef alınması, Ankara'nın uluslararası platformlarda daha güçlü bir söylem benimsemesini tetikleyebilir. Türk yetkililer, sivil kayıpların durdurulması için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırabilir. Ayrıca, Gazze'de sporun yeniden inşasına yönelik Türkiye'nin sağlayabileceği teknik ve mali destek, bölgedeki etkisini artırabilir. Bu olay, Türk spor camiasında da Filistin'le dayanışma eylemlerine yol açabilir.