Fransız Ulusal Birlik (RN) partisinin genç başkanı Jordan Bardella, İngiltere’de aşırı sağın yükselen yüzü Nigel Farage’ın liderliğindeki Reform UK partisinin Eylül ayında düzenlenecek yıllık konferansında konuşmacı olarak yer alacak. Bardella’nın konuşmasını İngilizce yapması bekleniyor. Bu gelişme, Avrupa’da milliyetçi ve popülist partiler arasındaki koordinasyonun giderek güçlendiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Jordan Bardella, 2022 yılında Marine Le Pen’in ardından RN’nin başına geçti ve kısa sürede partiyi Avrupa genelinde tanınan bir marka haline getirdi. Kendisi, göç karşıtı söylemleri ve AB karşıtı tutumuyla biliniyor. Reform UK ise Brexit’in mimarlarından Nigel Farage tarafından kuruldu ve İngiltere’de muhafazakâr seçmen tabanına hitap ediyor. Konferans, iki partinin ideolojik yakınlığını pekiştirmek ve ortak stratejiler geliştirmek için bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Bardella’nın konuşmasında, Avrupa’da egemenlik vurgusu, sınır güvenliği ve ulusal kimlik konularına ağırlık vermesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ittifak, Avrupa’da merkez sağ partilerin oy kaybettiği bir dönemde geliyor. Fransa’da RN, anketlerde yüzde 30’un üzerinde oy alarak birinci sıraya yerleşmiş durumda. İngiltere’de ise Reform UK, Muhafazakâr Parti’nin sağında konumlanarak özellikle genç seçmenler arasında ilgi görüyor. İki partinin işbirliği, AB’nin geleceği ve transatlantik ilişkiler açısından önemli bir sinyal olarak yorumlanıyor. Fransa ile İngiltere arasındaki geleneksel rekabete rağmen, milliyetçi partiler ortak düşmanlar (AB bürokrasisi, kitlesel göç) üzerinden birleşiyor. Bu durum, 2024 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağın kazanımlarının ardından yeni bir siyasi dalganın habercisi olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin AB üyelik sürecinin uzun süredir dondurulduğu bir ortamda, Avrupa’da yükselen milliyetçi ve AB karşıtı partilerin güçlenmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni zorluklar yaratabilir. Özellikle bu partilerin göç ve sınır güvenliği konularındaki sert söylemleri, Türkiye’den AB’ye yönelik göç baskısını artırabilir. Ancak diğer yandan, AB’nin mevcut kurumsal yapısını sorgulayan bu hareketler, Türkiye’nin alternatif ittifak arayışlarında (Avrasya, İslam ülkeleri) yeni fırsatlar da doğurabilir. Bu nedenle Ankara, Avrupa’daki siyasi dönüşümü yakından izlemektedir.