ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yeni kitabını tanıtmak için katıldığı ünlü talk show The View'da, orta yaşlı kadın sunucular tarafından adeta paramparça edildi. Holly Baxter'ın kaleme aldığı analize göre, Vance kadın seçmenlere kendini beğendirme çabasıyla sahneye çıktı ancak izlemesi zor bir dizi kendi golünü attı. Program boyunca Vance, pandemi döneminde aşı karşıtı söylemleri, kadın haklarına yönelik tartışmalı geçmişi ve göçmen politikaları nedeniyle sıkıştırıldı.
Programın Arka Planı: Vance'in Kadın Seçmen Stratejisi
Vance'in The View'a çıkma kararı, 2024 seçimleri öncesinde kadın seçmenler arasında popülaritesini artırma stratejisinin bir parçasıydı. Ancak programın sunucuları Joy Behar, Whoopi Goldberg ve Sara Haines, Vance'in geçmişteki açıklamalarını tek tek hatırlatarak onu köşeye sıkıştırdı. Özellikle Behar, Vance'in 2021'de Ohio'da bir aşı karşıtı mitingde yaptığı konuşmayı gündeme getirerek, "Siz halk sağlığını siyasete alet ediyorsunuz" çıkışında bulundu. Vance, bu suçlamaları reddetmeye çalışsa da sunduğu argümanlar tutarsız bulundu.
Programın en dikkat çekici anı, Vance'in kürtaj hakkı konusundaki tutumunun sorgulanmasıydı. Sunucular, Vance'in daha önce federal kürtaj yasağını desteklediğini hatırlattı. Vance, "Ben her zaman hayatın yanındayım" şeklinde kaçamak bir cevap verince Goldberg, "Ama kadınların seçme hakkını desteklemiyorsunuz" diyerek yanıt verdi. Bu diyalog, programın sosyal medyada viral olmasına neden oldu.
Küresel ve Bölgesel Boyut: ABD Siyasetinde Kadın Oyu
Vance'in The View'daki performansı, yalnızca bir talk show skandalı değil, aynı zamanda ABD'de kadın seçmenlerin siyasi ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. 2020 seçimlerinde kadınların %57'si Demokrat aday Joe Biden'a oy vermişti. Cumhuriyetçi Parti, özellikle banliyölerdeki beyaz kadın seçmenleri geri kazanmak için Vance gibi isimleri öne çıkarıyor. Ancak bu strateji, Vance'in aşırı sağcı geçmişi ve kadın haklarına yönelik eleştirel tutumu nedeniyle ters tepebilir. Programın ardından yapılan anketlerde, Vance'in kadın seçmenler arasındaki olumsuz imajının daha da pekiştiği görülüyor.
Bu olay, ABD'de siyasetçilerin medya karşısındaki tavırlarının seçim kaderini nasıl etkileyebileceğini gösteriyor. Özellikle kadın odaklı programlar, adayların gündelik sorunlara yaklaşımını test eden bir alan haline gelmiş durumda. Vance'in bu sınavdan geçemediği açık.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak Türkiye için dolaylı öneme sahip. ABD'nin iç siyasetindeki dalgalanmalar, özellikle kadın hakları ve göçmen politikaları gibi konular, uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin de dahil olduğu tartışmalara yankı buluyor. Vance'in başarısız performansı, aşırı sağ söylemlerin seçmen nezdinde ne kadar riskli olduğunu hatırlatıyor. Türkiye, kendi siyasi söylemlerini şekillendirirken bu tür örneklerden ders çıkarabilir. Ayrıca, ABD'de kadın seçmenin gücü, Türkiye'de de kadınların siyasi katılımına yönelik tartışmalara ışık tutabilir.