Japonya, artan küresel petrol fiyatlarının etkisiyle ithalatında rekor seviyeye ulaştı. Bu gelişme, ülkenin merkez bankası Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasını daha da karmaşık bir hale getiriyor. Japonya Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, ülkenin ithalatı Ocak 2024'te yıllık bazda yüzde 24,2 artarak 8,62 trilyon yene (yaklaşık 65 milyar dolar) yükseldi ve tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. İthalattaki bu olağanüstü artışın başlıca nedeni, ham petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve kömür gibi enerji kaynaklarının fiyatlarındaki hızlı yükseliş oldu. Petrol fiyatları, OPEC+ ülkelerinin arz kısıtlamaları ve Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler nedeniyle varil başına 90 doların üzerine çıktı.
Gelişmenin arka planı
Japonya, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı oldukça hassastır. Nükleer santrallerin 2011 Fukuşima felaketinin ardından büyük ölçüde devre dışı kalması, Japonya'yı fosil yakıtlara daha bağımlı hale getirdi. Ülke, enerji talebinin yaklaşık yüzde 80'ini ithalatla karşılıyor. Bu nedenle, petrol ve LNG fiyatlarındaki herhangi bir artış, Japonya ekonomisini doğrudan etkiliyor. İthalattaki bu rekor seviye, ticaret dengesini de olumsuz etkiliyor. Aynı dönemde ihracat yıllık bazda yüzde 11,9 artışla 7,76 trilyon yen oldu, ancak ithalattaki artışın gerisinde kaldı. Sonuç olarak, Japonya Ocak ayında 858 milyar yen ticaret açığı verdi. Bu, art arda dördüncü ay ticaret açığı anlamına geliyor.
BOJ, uzun süredir devam eden deflasyonla mücadele etmek için ultra gevşek para politikasını sürdürüyor. Ancak ithalat kaynaklı yüksek enflasyon, BOJ'un politikasını zorluyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi durumunda para politikasında ayarlama yapmaya hazır olduklarını belirtmişti. Ancak enerji fiyatlarındaki artışın yarattığı enflasyon, geçici arz şoklarından kaynaklandığı için BOJ'un bu duruma nasıl tepki vereceği belirsizliğini koruyor. Uzun vadeli faiz oranları, BOJ'un tahvil alım programı sayesinde kontrol altında tutuluyor. Ancak ithalat fiyatlarındaki artış, Japon yeninin değer kaybetmesine yol açarak ithalat maliyetlerini daha da artırıyor. Dolar karşısında zayıflayan yen, enerji ve hammadde ithal eden Japon şirketlerinin maliyetlerini yükseltiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya'nın ithalatındaki bu rekor artış, küresel ekonomideki enerji krizinin bir yansıması olarak görülüyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları, enerji piyasalarında arz endişelerini artırmıştı. OPEC+ ülkelerinin üretim kısıtlamaları ve Orta Doğu'daki çatışmalar, petrol fiyatlarını yukarı itiyor. Asya-Pasifik bölgesinde, Japonya ile birlikte Güney Kore ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçıları da benzer sorunlarla karşı karşıya. Bu durum, bölge ülkelerinin enerji güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açıyor. Japonya, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımı artırarak uzun vadede enerji bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. Ancak kısa vadede, ithalat fiyatlarındaki artış, ülke ekonomisi üzerinde baskı oluşturmaya devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki bu gelişme, Türkiye için de önemli sinyaller içeriyor. Türkiye de enerji ithalatına yüksek oranda bağımlı bir ülke. Küresel petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde doğrudan baskı oluşturuyor. Japonya Merkez Bankası'nın politikaları, küresel likidite koşullarını etkileyerek gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını da etkileyebilir. Ayrıca, BOJ'un faiz artırımına gitmesi halinde, Japon yeni gibi güvenli liman para birimlerine talep artabilir ve bu da Türk lirası gibi gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye, bu nedenle enerji verimliliği ve yerli kaynaklara yönelik politikalarını hızlandırmalı, aynı zamanda küresel likidite koşullarındaki değişimlere karşı dikkatli olmalıdır.