Tokyo’nun Arakawa semti, kayıp çocuk ve yaşlıları tespit etmek amacıyla yapay zeka destekli yüz tanıma özelliğine sahip 33 güvenlik kamerasını hizmete soktu. 2025 yılının Mart ayında başlatılan pilot uygulama, kamusal alanlarda güvenliği artırmayı hedeflerken, mahremiyet endişelerini de yeniden gündeme taşıdı. Kameralar, önceden tanımlanmış kişilerin yüzlerini tarayarak, kayıp olarak bildirilen bireylerin yerini belirlemeye çalışıyor.
Gelişmenin arka planı
Japonya, artan yaşlı nüfusu ve azalan doğum oranlarıyla birlikte kayıp vakalarında ciddi bir artış yaşıyor. Ulusal Polis Ajansı’nın verilerine göre, 2023 yılında yaklaşık 84 bin kişi kayboldu ve bunların önemli bir kısmını demans hastası yaşlılar oluşturuyor. Arakawa’nın uygulaması, bu soruna teknolojik bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Kameralar, kayıp kişilerin aileleri tarafından sağlanan fotoğrafları kullanarak, bireylerin kamera görüş alanına girmesi durumunda anında yetkililere uyarı gönderiyor. Sistem, 2023 yılı boyunca test edildi ve başarılı sonuçlar alındı. Belediye yetkilileri, teknolojinin sadece kayıp kişiler için değil, aynı zamanda şüpheli faaliyetlerin tespitinde de kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak, uygulamanın kapsamı ve veri saklama süreleri konusunda net bir düzenleme bulunmuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya, bu tür yapay zeka uygulamalarında öncü ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. 2020 Tokyo Olimpiyatları sırasında da benzer yüz tanıma sistemleri kullanılmıştı. Ancak, bu sistemlerin yaygınlaşması, mahremiyet savunucuları tarafından eleştiriliyor. Japonya'da kişisel verilerin korunmasına yönelik yasalar nispeten zayıf ve bu tür uygulamaların denetimi sınırlı. Küresel bağlamda, Çin, İngiltere ve ABD gibi ülkeler de benzer sistemleri kullanırken, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) gibi katı düzenlemelerle karşı karşıya. Asya-Pasifik bölgesinde ise güvenlik ile mahremiyet arasındaki denge giderek daha fazla tartışılıyor. Arakawa uygulaması, Japonya'nın teknolojik yenilikleri benimseme konusundaki tutumunu yansıtırken, aynı zamanda etik sınırların ne olması gerektiği sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın bu pilot uygulaması, Türkiye'de de benzer güvenlik ve kamu yararı tartışmalarını tetikleyebilir. Türkiye'de kayıp çocuk ve yaşlı vakaları sıkça gündeme gelirken, yapay zeka destekli yüz tanıma sistemlerinin kullanımı, hem güvenlik hem de mahremiyet açısından hassas bir denge gerektiriyor. Türkiye'nin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında henüz bu tür teknolojilere özel düzenlemeleri bulunmuyor. Japonya'daki bu deneyim, Türkiye için potansiyel bir model oluşturabilir, ancak mahremiyet endişelerinin ve hukuki altyapının göz ardı edilmemesi gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'nin deprem gibi acil durumlarda kayıp kişilerin tespitinde benzer teknolojileri kullanma ihtimali de bulunuyor.