Japonya, on yıllardır tartışılan boşanma hukukunda köklü bir değişime imza atmaya hazırlanıyor. Ülkede yürürlüğe girmesi planlanan yeni düzenlemeyle, boşanma sonrası çocukların velayetinde yalnızca tek ebeveynin yetkili olduğu mevcut sistem terk edilerek, ortak velayet modeline geçilmesi öngörülüyor. Bu adım, Japon aile yapısı ve toplumsal normlar açısından bir dönüm noktası olarak değerlendirilirken, aynı zamanda kadın hakları ve çocuk refahı konularında da yeni bir sayfa açılmasına yol açıyor. Hükümetin yasa teklifini 2024 yılı içinde parlamentoya sunması bekleniyor.
Tek velayetten ortak velayete: Japonya'nın aile hukukunda yeni dönem
Japonya'da boşanma sonrası çocukların velayeti konusunda bugüne kadar uygulanan "tek velayet" sistemi, özellikle uluslararası evliliklerde ve ebeveynlerden birinin yabancı olduğu durumlarda ciddi sorunlara yol açıyordu. Mevcut düzenlemeye göre, boşanma sonrası çocuklar genellikle anneye verilirken, baba çocuğuyla görüşme hakkı dahi kısıtlanabiliyordu. Bu durum, çocuk kaçırma vakalarını artırırken, Japonya'nın 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi'ni imzalamasına rağmen uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle eleştirilmesine neden oluyordu.
Yeni düzenleme, boşanan çiftlerin çocukları üzerinde ortak velayet sahibi olmasını mümkün kılacak. Ancak bu, aile içi şiddet veya çocuk istismarı gibi durumlarda tek velayetin de mümkün olacağı anlamına geliyor. Uzmanlar, bu geçişin Japon toplumunda aile kavramına bakışı değiştirebileceğini belirtiyor. Özellikle babaların çocuk yetiştirmedeki rolüne dair geleneksel algıların kırılmasına katkı sağlayabilecek olan bu adım, aynı zamanda kadınların iş gücüne katılımını da olumlu etkileyebilir.
Küresel boyut ve uluslararası etkiler
Japonya'nın bu hamlesi, sadece iç hukuk açısından değil, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Uzun süredir Japonya'yı Lahey Sözleşmesi'ne tam uyum konusunda eleştiren ABD ve Avrupa ülkeleri, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Ortak velayet uygulaması, özellikle uluslararası evliliklerde boşanma sonrası çocukların bir ülkeden diğerine kaçırılması riskini azaltabilecek. Ayrıca, Japonya'nın bu düzenlemeyle birlikte uluslararası aile hukuku standartlarına daha fazla uyum sağlaması bekleniyor.
Ortak velayet modeline geçişin, Japonya'nın yumuşak gücüne de katkıda bulunması olası. Kadın hakları ve çocuk refahı alanında sık sık eleştirilen ülke, bu adımla birlikte uluslararası kamuoyunda daha olumlu bir imaj çizebilir. Bununla birlikte, değişimin pratikte nasıl uygulanacağı ve toplum tarafından ne kadar benimseneceği, önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın ortak velayete geçişi, Türkiye'de de benzer tartışmaların yaşandığı bir döneme denk geliyor. Türkiye'de boşanma sonrası velayet uygulamaları genellikle çocuğun üstün yararı ilkesine göre düzenlenmekle birlikte, uygulamada tek velayet ağırlıklıdır. Japonya'nın bu adımı, Türk hukukçular ve aile politikası yapıcıları için bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, uluslararası evliliklerin arttığı günümüzde, Türkiye'nin de Lahey Sözleşmesi'ne tam uyum ve ortak velayet konusunda adımlar atması, uluslararası alanda ülkenin itibarını güçlendirebilir. Bu gelişme, özellikle çocuk hakları ve kadın-erkek eşitliği bağlamında küresel bir trendin parçası olarak değerlendirilebilir.