Lyft ve Uber, New York Belediyesi'ne dava açarak, sürücülerin işten çıkarılmasını zorlaştıran bir yasanın uygulanmasını engellemeye çalışıyor. Şirketler, 14 Temmuz 2023'te yürürlüğe giren yasanın, bağımsız yüklenicilerle çalışma modellerine aykırı olduğunu ve şehirdeki ulaşım hizmetlerini olumsuz etkileyeceğini ileri sürüyor. Dava, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde açıldı. Lyft ve Uber, yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve şirketlerin sözleşme özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia ediyor.
Yasaya göre sürücülerin korunması
New York Belediyesi'nin çıkardığı yasa, Uber ve Lyft gibi platformların sürücüleri keyfi olarak işten çıkarmasını engelliyor. Yasa kapsamında, bir sürücünün platformdan çıkarılabilmesi için belirli bir “haklı neden” (just cause) gerekiyor. Örneğin, sürücünün ciddi bir güvenlik ihlali yapması veya belirli sayıda şikayet alması gibi durumlar söz konusu. Ayrıca, sürücülere işten çıkarılma kararına itiraz hakkı tanınıyor. Belediye, bu yasanın sürücülerin gelir istikrarını korumayı ve gig ekonomisinde çalışanların temel haklarını güvence altına almayı amaçladığını belirtiyor.
Lyft ve Uber ise yasanın kendi iş modellerine uygun olmadığını savunuyor. Şirketler, sürücülerin bağımsız yükleniciler olduğunu ve bu nedenle geleneksel işçi koruma yasalarının kapsamına girmediğini vurguluyor. Dava dilekçesinde, yasanın şirketleri sürücüleri istihdam etmeye zorlayarak maliyetleri artırdığı ve hizmet kalitesini düşürdüğü ifade ediliyor. Eğer yasa yürürlükte kalırsa, New York'ta fiyatların yükselebileceği ve araç bulma sürelerinin uzayabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
New York'taki bu dava, ABD genelinde gig ekonomisinin düzenlenmesine yönelik artan bir eğilimin parçası. Kaliforniya, Massachusetts ve Washington gibi eyaletler de benzer yasaları değerlendiriyor veya uygulamaya koydu. Uluslararası alanda, Avrupa Birliği'nde platform çalışanlarının haklarını iyileştirmeye yönelik bir direktif taslağı bulunuyor. Bu gelişmeler, Uber ve Lyft gibi şirketlerin iş modelini temelden etkileyebilir. Analistler, mahkemenin kararının diğer şehirler ve ülkeler için emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu dava, sürücülerin işçi statüsü ve bağımsız yüklenicilik arasındaki tartışmayı yeniden alevlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de gig ekonomisi hızla büyüyor olmasına rağmen, sürücü veya kuryelerin çalışma koşullarına ilişkin kapsamlı bir düzenleme bulunmuyor. New York'taki bu dava, Türkiye'deki benzer platformlar için önemli bir örnek teşkil edebilir. Eğer mahkeme yasayı onarsa, bu durum Türkiye'de de sürücü hakları konusunda düzenleme taleplerini güçlendirebilir. Öte yandan, şirketlerin itirazları, Türkiye'deki iş hukuku tartışmalarına ışık tutuyor. Türkiye'nin AB uyum sürecinde, platform çalışanlarına yönelik düzenlemelerin gündeme gelmesi muhtemel.