İzlanda, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın gerçek dışı bir paylaşımında ülkenin ABD'nin bir parçası olarak gösterilmesi üzerine ABD'nin Reykjavik Maslahatgüzarı'nı Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı. Trump'ın sosyal medya hesabından paylaştığı ve Kanada, Küba, Meksika ile Grönland'ın da kırmızı-beyaz-mavi renklerle boyanıp 'Amerika Birleşik Devletleri' olarak etiketlendiği harita, İzlanda hükümeti tarafından resmi kanallardan protesto edildi. İzlanda Dışişleri Bakanlığı, görüntünün 'gerçek dışı ve kabul edilemez' olduğunu belirterek ABD'li diplomata sözlü nota verdi.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, Trump'ın Truth Social platformunda paylaştığı ve Kuzey Amerika kıtasının büyük bölümünü ABD toprağı olarak gösteren bir harita ile başladı. Haritada İzlanda da dahil olmak üzere Atlas Okyanusu'nun kuzeyindeki ada ülkesi, ABD'nin renkleri olan kırmızı, beyaz ve maviye boyanmıştı. Paylaşımda haritanın altına 'Amerika Birleşik Devletleri' yazılmıştı. İzlanda, 1944'te Danimarka'dan bağımsızlığını kazanmış egemen bir devlet olarak, bu tür bir tasviri egemenliğine doğrudan bir hakaret olarak değerlendirdi.
İzlanda Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'Bu görsel, İzlanda'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hiçe saymaktadır. ABD yönetiminden bu tür provokatif paylaşımlara son vermesini bekliyoruz' denildi. Bakanlık, ABD'nin Reykjavik Büyükelçiliği'nde görevli maslahatgüzarı bakanlığa çağırarak resmi protestosunu iletti. İzlanda Başbakanı Katrín Jakobsdóttir de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'İzlanda bağımsız bir ülkedir ve hiçbir ülkenin parçası değildir. Bu tür sorumsuz paylaşımlar ittifak ruhuna zarar verir' ifadelerini kullandı.
Olayın ardından Beyaz Saray'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı kaynakları, paylaşımın 'resmi bir politika yansıması olmadığını' özel olarak iletti. Trump'ın ekibi ise haritanın 'şaka amaçlı' olduğunu savundu. Ne var ki İzlanda kamuoyunda tepkiler dinmedi; başkent Reykjavik'te küçük çaplı bir protesto gösterisi düzenlendi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın paylaşımı yalnızca İzlanda ile sınırlı kalmadı. Haritada Kanada, Meksika, Küba ve Grönland da ABD toprağı olarak gösterilmişti. Bu durum, özellikle Kanada ve Meksika'da da rahatsızlık yarattı. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, 'Kanada egemen bir ülkedir ve her zaman öyle kalacaktır' derken, Meksika Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yaptı. Grönland'ı yöneten Danimarka ise daha önce Trump'ın adayı satın alma fikrine karşı çıkmıştı; bu kez de haritadaki tasvire itiraz etti.
Uzmanlar, Trump'ın bu tür paylaşımlarının ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde güven bunalımına yol açtığını belirtiyor. NATO üyesi İzlanda, stratejik konumu nedeniyle Kuzey Atlantik'te kritik bir role sahip. ABD'nin Keflavik üssünde uzun yıllar askeri varlığı bulunmuş, ancak 2006'da bu üs kapatılmıştı. İzlanda, savunma konusunda NATO'ya ve ikili anlaşmalara güveniyor. Trump'ın haritası, ittifak içinde 'kim müttefik, kim hedef' sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Diplomatik çevreler, İzlanda'nın bu kadar sert tepki vermesini, ülkenin küçük ama egemenlik konusunda hassas bir devlet olmasına bağlıyor. 2008 finans krizi sonrası İzlanda, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü her platformda vurguluyor. Trump'ın paylaşımı, İzlanda'da 'ABD bizi ciddiye almıyor' algısını güçlendirdi. Öte yandan, ABD'de 2024 seçimleri yaklaşırken Trump'ın provokatif söylemlerinin dış politikada yeni krizlere yol açabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın Trump haritasına gösterdiği tepki, aslında küçük ve orta ölçekli ülkelerin egemenlik ihlallerine karşı verdiği evrensel bir mücadelenin yansıması. Türkiye, benzer şekilde kendi toprak bütünlüğüne yönelik algılanan tehditlerde hızlı diplomasi harekete geçiyor. Ancak bu olay, NATO içinde ABD'nin müttefiklerine yönelik tutumunun sorgulanmasına neden oluyor. Türkiye, İzlanda gibi küçük bir müttefikin yaşadığı saygısızlığı, ittifak dayanışması açısından ders çıkarılması gereken bir vaka olarak görebilir. Ayrıca, Trump'ın olası ikinci döneminde Türkiye-ABD ilişkilerinde benzer 'harita' krizleri yaşanabilir; bu nedenle Ankara'nın diplomatik kanalları açık tutması ve egemenlik vurgusunu her platformda yinelemesi kritik.