İzlanda'da bugün yapılan Avrupa Birliği (AB) üyeliği referandumunda oy sayımı devam ediyor. Sonuçların son derece yakın olması beklenirken, ülke genelindeki sandıkların kapanmasının ardından sayım işlemleri gece boyunca sürecek. Yaklaşık 370 bin seçmenin kayıtlı olduğu ülkede, sandıklardan çıkan ilk sonuçlara göre 'evet' ve 'hayır' oyları arasındaki farkın yüzde 1'in altında olduğu bildiriliyor. Referandumun resmi olmayan sonuçlarının yarın sabah saatlerinde açıklanması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
İzlanda, 2009 yılında küresel mali krizin ardından AB üyelik başvurusunda bulunmuş, ancak 2013'teki muhafazakar hükümet müzakereleri askıya almıştı. O tarihten bu yana konu, ülke siyasetinde önemli bir tartışma başlığı olmaya devam ediyor. Referandum, mevcut koalisyon hükümetinin seçim vaatleri arasında yer alıyordu. Başbakan Katrín Jakobsdóttir, konunun 'ülkenin geleceği için hayati önem taşıdığını' belirterek halkı sandığa gitmeye çağırmıştı.
AB yanlıları, üyeliğin İzlanda ekonomisine istikrar getireceğini, ticaret olanaklarını artıracağını ve ortak para birimi euro'ya geçişin finansal güvenliği pekiştireceğini savunuyor. Karşıt görüştekiler ise AB'nin balıkçılık politikalarının İzlanda'nın temel geçim kaynağı olan balıkçılık sektörüne zarar vereceğini, egemenlik kaybına yol açacağını ve tarım desteğinin yetersiz kalacağını öne sürüyor. Özellikle kırsal kesimdeki seçmenlerin 'hayır' oyu kullanması beklenirken, başkent Reykjavik ve çevresinde 'evet' oylarının ağırlıkta olduğu görülüyor.
İzlanda, AB üyesi olmamasına rağmen Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) aracılığıyla AB'nin tek pazarına erişim hakkına sahip ve Schengen bölgesinde yer alıyor. Bu nedenle bazı uzmanlar, mevcut statükonun ülke için en uygun seçenek olduğunu düşünüyor. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, enerji politikaları ve güvenlik konularında AB ile daha derin iş birliğinin gerekliliği tartışılıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İzlanda'nın AB üyelik kararı, Avrupa'nın kuzeyindeki jeopolitik dengeleri etkileyebilecek nitelikte. Soğuk Savaş döneminden bu yana NATO üyesi olan İzlanda, AB üyesi olması durumunda Avrupa'nın güvenlik mimarisinde daha aktif bir rol üstlenebilir. Özellikle Arktik bölgesindeki stratejik konumu, Çin ve Rusya'nın bölgeye artan ilgisiyle birlikte daha da önem kazanıyor. AB üyeliği, İzlanda'nın Arktik politikalarında elini güçlendirebilir.
Referandum sonucu, AB için de sembolik bir önem taşıyor. Brexit sonrası Birleşik Krallık'ın ayrılışının ardından üye sayısı 27'ye düşen birlik, yeni üye kabul etme konusunda istekli görünüyor. Batı Balkanlar ve Ukrayna'nın üyelik perspektifleri tartışılırken, İzlanda gibi gelişmiş bir Kuzey Avrupa ülkesinin katılımı, birliğin gücünü ve çekiciliğini teyit eder nitelikte olacaktır. Ancak İzlanda'nın geçmişte yaptığı gibi AB üyeliğine (Norveç ve İsviçre örneklerinde olduğu gibi) ihtiyatla yaklaşması da olası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'daki referandum, Türkiye'nin AB üyelik süreci açısından dolaylı bir örnek teşkil ediyor. İzlanda'nın nüfusu, ekonomisi ve siyasi yapısı ile AB kriterlerine uyumu tartışılırken, Türkiye gibi büyük ve stratejik bir ülkenin üyelik müzakerelerinin uzun yıllardır askıda olması, AB'nin genişleme politikasındaki seçici yaklaşımını gösteriyor. İzlanda, jeopolitik önemi ve NATO üyeliği ile Türkiye ile benzerlik taşısa da, AB üyeliği konusunda farklı bir dinamik izliyor. Bu referandum, AB'nin genişleme sürecindeki kriterlerin ülkeden ülkeye değişebildiğini ve müzakere süreçlerinin iç siyasi dengelerden etkilendiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin AB ile ilişkileri, İzlanda'da yaşanacak gelişmelerden doğrudan etkilenmeyecek olsa da, AB'nin gelecekteki genişleme politikasına dair ipuçları vermesi açısından önem taşıyor.