Hind Rajab Vakfı, Pazartesi günü İtalya'da bulunduğu belirtilen bir İsrail askeri hakkında İtalyan makamlarına suç duyurusunda bulundu. Vakıf, askerin İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları sırasında uluslararası hukuku ihlal ettiğini iddia ediyor. Suç duyurusunun, İtalya'nın yargı yetkisi kapsamında değerlendirilmesi talep ediliyor.
Hind Rajab Vakfı ve Hukuki Girişimin Arka Planı
Hind Rajab Vakfı, adını 2024 yılının Ocak ayında Gazze'de ailesiyle birlikte İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli kız çocuğu Hind Rajab'dan alıyor. Vakıf, Gazze'de yaşanan can kayıplarının hesabını sormak amacıyla kuruldu ve faaliyetlerini uluslararası hukuk zemininde sürdürüyor. Vakfın temel amacı, İsrail askeri personelinin yargı önüne çıkarılmasını sağlamak ve uluslararası toplumda bu yönde bir baskı oluşturmak.
Vakıf, daha önce de çeşitli ülkelerde benzer suç duyuruları yapmıştı. Bu girişimler, genellikle evrensel yargı yetkisi ilkesine dayanıyor. Evrensel yargı, bazı ülkelerin, işlendiği yerde kendi vatandaşları veya çıkarları zarar görmemiş olsa bile, uluslararası suçlar için yargı yetkisi kullanmasına olanak tanıyor. İtalya da bu ilkeyi sınırlı ölçüde uygulayan ülkeler arasında yer alıyor.
Suç duyurusunun detayları henüz netlik kazanmadı. İddia edilen askerin kimliği, rütbesi ve İtalya'da bulunma amacı açıklanmadı. Vakıf, konuyla ilgili daha fazla bilgi paylaşmadı. İtalyan savcılığının başvuruyu ne şekilde ele alacağı ise belirsizliğini koruyor. İtalya'da benzer başvurular genellikle uzun hukuki süreçlere konu oluyor ve çoğu zaman somut bir sonuç doğurmuyor.
Uluslararası Hukuk ve Siyasi Boyut
İsrail, uluslararası mahkemelerin yargı yetkisini tanımadığını ve askerlerinin meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğini savunuyor. İsrail hükümeti, Gazze'deki operasyonların Hamas'a yönelik olduğunu ve sivil kayıpların önlenmesi için azami gayret gösterildiğini iddia ediyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, Gazze'de sivil altyapının büyük ölçüde tahrip edildiğini ve çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini rapor ediyor.
Hind Rajab Vakfı'nın İtalya'daki girişimi, Avrupa ülkelerinde İsrail'e yönelik artan hukuki baskının bir parçası olarak görülüyor. Son aylarda İspanya, Belçika, Fransa ve Güney Afrika gibi ülkelerde benzer suç duyuruları yapılmış, bazı ülkelerde soruşturma başlatılmıştı. Bu tür girişimler, İsrail askerlerinin yurt dışı seyahatlerinde gözaltına alınabileceği endişesini doğuruyor ve İsrail'in uluslararası alandaki hareket alanını daraltmayı hedefliyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, evrensel yargı yetkisinin uygulanmasının siyasi ve hukuki açıdan karmaşık olduğunu belirtiyor. Birçok ülke, diplomatik ilişkileri zedelememek adına bu tür başvuruları ileri aşamaya taşımıyor. İtalya'nın da benzer bir tutum izlemesi muhtemel görülüyor. Ancak vakıf, bu girişimlerin uzun vadede uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratacağına inanıyor.
Gazze'deki çatışmalar, 7 Ekim 2023'ten bu yana aralıklarla devam ediyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalarda binlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. İnsani yardım kuruluşları, bölgede ciddi bir insani kriz yaşandığı uyarısında bulunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), hem İsrail hem de Hamas yetkilileri hakkında soruşturma yürütüyor. UCM Başsavcısı, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama emri talebinde bulunmuştu.
Hind Rajab Vakfı'nın İtalya'daki suç duyurusu, UCM sürecinden bağımsız olarak, ulusal yargı yollarını zorlama çabası olarak değerlendiriliyor. Vakıf, farklı ülkelerde açtığı davalarla İsrail askerlerinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamayı ve psikolojik baskı oluşturmayı amaçlıyor. Bu strateji, İsrail'in bazı askerlerinin yurt dışına çıkmaktan çekinmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki sivil kayıpları en sert dille eleştiren ülkeler arasında yer alıyor. Hind Rajab Vakfı'nın İtalya'daki girişimi, Türkiye'nin uluslararası hukuk zemininde İsrail'e yönelik baskı stratejisini dolaylı olarak destekliyor. Türkiye, benzer şekilde kendi yargı organları önünde İsrail yetkilileri hakkında davalar açılması çağrısında bulunmuştu. Ancak Türkiye'nin evrensel yargı yetkisini ne ölçüde kullanacağı belirsiz. Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik angajmanlarını ve Filistin meselesindeki pozisyonunu güçlendirebilir; aynı zamanda İsrail ile olası bir normalleşme sürecini zorlaştırabilir. Bölgesel istikrar açısından ise tansiyonu yükseltici bir etki yapabilir.