Lübnan'da cezaevlerindeki aşırı kalabalığı hafifletmek ve yargı üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla hazırlanan genel af yasa tasarısı, beklenmedik bir şekilde ülkedeki mezhepsel gerilimi yeniden alevlendirdi. Lübnan Parlamentosu'nda tartışılan yasa, Hizbullah ve müttefiklerinin cezaevindeki taraftarlarını serbest bırakmayı hedeflerken, muhalif gruplar bunun bir siyasi intikam aracı olduğunu savunuyor. Ülkede yıllardır süren ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, afların nasıl uygulanacağı konusundaki anlaşmazlıklarla daha da derinleşiyor.
Af Yasasının Arka Planı ve Cezaevi Krizi
Lübnan cezaevleri, onlarca yıldır kapasitesinin çok üzerinde mahkum barındırıyor. Resmi verilere göre, ülke genelindeki cezaevlerinde yaklaşık 8.000 mahkum bulunuyor; bu sayı, tasarlanan kapasitenin neredeyse üç katı. Özellikle terör suçlamasıyla yargılanan ve yıllardır tutuklu bulunan kişilerin durumu, hem uluslararası insan hakları örgütlerinin hem de yerel sivil toplum kuruluşlarının eleştirilerine neden oluyor. Yargı süreçlerinin yavaşlığı ve savcıların keyfi tutuklama yetkileri, cezaevlerindeki doluluk oranını artıran temel etkenler arasında.
2023 yılında hazırlanan af yasa tasarısı, belirli suçlardan hüküm giymiş mahkumların cezalarının düşürülmesini veya tamamen affedilmesini öngörüyordu. Tasarı, özellikle mali suçlar, uyuşturucu bulundurma ve bazı güvenlik suçlarını kapsıyordu. Ancak tasarının kapsamına terör suçlarının da dahil edilip edilmeyeceği, Lübnan siyasetinin en hassas dengelerinden biri haline geldi. Hizbullah ve müttefiki Emel Hareketi, direnişle bağlantılı mahkumların da affedilmesini isterken, Hristiyan partiler ve Sünni gruplar buna şiddetle karşı çıkıyor.
Mezhepsel Dengeler ve Siyasi Çatışma
Lübnan'da af yasası tartışmaları, ülkedeki mezhepsel güç paylaşımının bir yansıması. 1989 Taif Anlaşması'ndan bu yana, devlet kurumlarında mezhepler arası kota sistemi uygulanıyor. Cezaevleri de bu sistemden muaf değil; hangi mahkumun ne zaman serbest bırakılacağı, genellikle ait olduğu mezhebe ve siyasi bağlantılara göre şekilleniyor. Örneğin, Sünni mahkumlar için af talepleri daha yavaş işlenirken, Şii gruplara mensup mahkumların serbest bırakılması için siyasi baskı daha yoğun olabiliyor.
Bu durum, halk arasında adaletsizlik algısını güçlendiriyor. Beyrut'taki bir avukat, "Af yasası, adaleti sağlamak yerine mezhepsel aidiyete göre ayrımcılık yapıyor. Bu, zaten kırılgan olan toplumsal barışı daha da zedeliyor" diyor. Muhalif gruplar, yasanın Hizbullah'ın cezaevindeki militanlarını kurtarmak için kullanılacağını savunuyor. Hizbullah ise suçlamaları reddederek, tüm mahkumlar için eşit muamele çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki af tartışması, sadece iç siyasi bir mesele değil; aynı zamanda bölgesel güç dengeleriyle de yakından ilişkili. İran destekli Hizbullah, Suriye ve Irak'taki Şii milislerle bağlantılı. Af yasasının Hizbullah'a sağlayacağı olası avantajlar, Suudi Arabistan ve ABD gibi aktörler tarafından dikkatle izleniyor. Özellikle ABD, Lübnan'daki istikrarı kendi çıkarları açısından kritik görüyor ve af yasasının Hizbullah'ı güçlendirmesinden endişe ediyor.
Öte yandan, Lübnan'ın ekonomik krizi derinleşirken, cezaevlerindeki kötü koşullar uluslararası toplumun da gündeminde. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, cezaevi reformu ve yargı bağımsızlığı konusunda Lübnan hükümetine çağrı yapıyor. Ancak ülkedeki siyasi tıkanıklık, bu çağrıların hayata geçirilmesini engelliyor. 2020'deki Beyrut Limanı patlaması sonrası artan yolsuzluk ve kötü yönetim, halkın devlete olan güvenini iyice sarsmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki mezhepsel gerilim ve af yasası tartışmaları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Lübnan'da istikrarın korunmasını ve mezhepsel çatışmaların önlenmesini kendi güvenliği için kritik görüyor. Özellikle Hizbullah'ın güçlenmesi, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Ayrıca, Lübnan'daki ekonomik çöküş ve siyasi kriz, Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Türkiye, Lübnan'daki tüm taraflarla diyalog kanallarını açık tutarak, mezhepsel çatışmanın bölgesel yayılmasını engellemeye çalışmalı. Bu süreçte, Türkiye'nin insani yardım ve kalkınma projeleriyle Lübnan halkına destek olması, uzun vadeli istikrar için elzem görünüyor.