İsviçre, Pazar günü ülkenin nüfus artışını sınırlamayı amaçlayan tartışmalı bir göç karşıtı önergeyi oylamaya hazırlanıyor. Aynı gün, askerlikte vicdani ret hakkının kısıtlanmasına yönelik bir başka referandum da sandığa gidecek. Sağ popülist İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) desteklediği nüfus sınırlama girişimi, ülkede son yıllarda hızla artan göç karşısında endişeleri yansıtıyor. Fransa 24 muhabiri John Zarocostas konuyla ilgili ayrıntıları aktarıyor.
Nüfus artışı ve göç endişeleri referanduma taşındı
İsviçre'de son on yılda nüfus yaklaşık yüzde 15 artarak 8.9 milyona ulaştı. Bu artışın büyük bölümü AB ülkelerinden gelen göçten kaynaklanıyor. İsviçre Halk Partisi, ülkenin altyapısının ve doğal kaynaklarının bu yoğun göçü kaldıramayacağını savunarak nüfusun 10 milyonda sınırlandırılmasını öngören anayasa değişikliğini teklif etti. Parti, aşırı göçün kira fiyatlarını artırdığını, toplu taşımayı zorladığını ve çevreye zarar verdiğini iddia ediyor.
Öte yandan hükümet, mevcut düzenlemelerin yeterli olduğu ve böyle bir sınırlamanın İsviçre ekonomisine zarar vereceği gerekçesiyle önergeye karşı çıkıyor. İş dünyası temsilcileri de, özellikle vasıflı işgücüne duyulan ihtiyacı vurgulayarak sınırlamaya tepki gösteriyor. Anketler, önergenin kabul edilme ihtimalinin düşük olduğunu ancak kampanyanın ülkedeki göç tartışmalarını derinleştirdiğini gösteriyor.
Vicdani ret hakkı da oylanıyor
Aynı gün ikinci bir referandumda, vicdani ret hakkının kullanımının zorlaştırılması oylanacak. Mevcut uygulamada, askerlik yapmak istemeyenler bir argüman sunmadan vicdani ret başvurusunda bulunabiliyor. Hükümet, bu hakkın kötüye kullanıldığını ve askerlik çağındaki erkeklerin önemli bir kısmının bu yolu tercih ettiğini belirterek başvuruların gerekçelendirilmesini istiyor. İnsan hakları örgütleri ise bu düzenlemenin vicdani ret hakkını fiilen ortadan kaldıracağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'deki nüfus sınırlama referandumu, Avrupa'da yükselen göç karşıtı popülizmin bir yansıması olarak Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Avrupa'ya göç konusunda önemli bir geçiş ülkesi konumunda. İsviçre gibi ülkelerde göçmen karşıtı politikaların güçlenmesi, Türk vatandaşlarının ve Türkiye kökenli göçmenlerin Avrupa'daki statüsünü etkileyebilir. Ayrıca AB-Türkiye göç anlaşması kapsamında benzer eğilimler, mülteci krizinin yönetiminde zorluklar yaratabilir. Küresel ölçekte ise bu referandum, demografik değişimler ve ekonomik dengesizlikler karşısında ulusal egemenlik vurgusunun arttığına işaret ediyor.