Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Gazze Şeridi'nde İsrail saldırıları sonucu enkaz altında kalan binlerce Filistinlinin büyük olasılıkla asla teşhis edilemeyeceğini duyurdu. Örgütün açıklamasına göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalarda hayatını kaybedenlerin kesin sayısı bilinmiyor ancak sağlık kaynakları 40 bini aştığını bildiriyor. Kızılhaç yetkilileri, cesetlerin büyük kısmının ağır hasar görmüş veya parçalanmış durumda olduğunu, bu nedenle kimlik tespitinin neredeyse imkansız hale geldiğini belirtti. Özellikle kuzey Gazze'deki yoğun bombalamalar nedeniyle birçok cesedin enkaz altında kaldığı ve kurtarma ekiplerinin bölgeye erişiminin kısıtlı olduğu vurgulanıyor.
Enkaz altındaki kayıplar: Ölü sayısı artıyor, tespit çalışmaları sekteye uğruyor
Kızılhaç'ın raporuna göre, şu ana kadar Gazze'deki hastanelere ve morglara ulaştırılan cesetlerin yalnızca bir kısmı teşhis edilebildi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ölü sayısı 40.000'den fazla olmasına rağmen, gerçek rakamın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail ordusu, Hamas'ın altyapısını hedef aldığını iddia etse de, sivil kayıpların büyüklüğü uluslararası toplumda tepkiye neden oluyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insani krizin derinleştiğini ve on binlerce kişinin yerinden edildiğini rapor etti. Enkaz altındaki cesetlerin kurtarılması için yeterli ekipman ve personel bulunamazken, cesetlerin ayrışması ve kimlik tespitini zorlaştıran fiziksel hasar, süreci daha da karmaşık hale getiriyor. Kızılhaç, DNA testleri ve diğer adli tıp yöntemlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, çünkü laboratuvar altyapısının büyük ölçüde tahrip olduğunu ve güvenli erişimin sağlanamadığını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası hukuk ihlali endişeleri
Bu gelişme, uluslararası insancıl hukuk ve savaş suçları tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail'in sivil altyapıyı hedef alan saldırılarının savaş suçu teşkil edebileceğini belirtirken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından oluşturulan bağımsız soruşturma komisyonu da delil toplama çalışmalarını sürdürüyor. Kızılhaç'ın açıklaması, kayıpların akıbetinin belirlenememesi nedeniyle ailelerin yaşadığı acıyı ve belirsizliği de gözler önüne seriyor. Bölgede devam eden çatışmalar, sadece Gazze'de değil, Batı Şeria'da da gerilimi artırıyor. Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasında çatışmalar sürerken, Yemen'deki Husiler Kızıldeniz'de İsrail bağlantılı gemilere saldırılar düzenliyor. Bu durum, Orta Doğu'da geniş çaplı bir savaş riskini artırıyor ve küresel enerji tedarik zincirlerini etkiliyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e askeri yardım göndermeye devam ederken, ateşkes çağrılarına rağmen somut bir ilerleme kaydedilemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize yönelik olarak en başından beri ateşkes ve insani yardım çağrıları yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in saldırılarını sert bir dille eleştirirken, Türkiye Filistin'e tıbbi malzeme ve gıda yardımı göndermeye devam ediyor. Kızılhaç'ın enkaz altındaki kayıpların teşhis edilemeyeceği yönündeki açıklaması, Türkiye'nin insani yardımlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye ayrıca, uluslararası hukuk çerçevesinde İsrail'in savaş suçlarına ilişkin soruşturmaları destekliyor ve BM platformlarında Filistin'in haklarını savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolünü güçlendirme çabalarını etkileyebilir, ancak doğrudan Türk dış politikasına yönelik bir değişiklik yaratması beklenmiyor. Bölgesel istikrarsızlığın Türkiye'nin sınır güvenliği üzerinde dolaylı etkileri olabileceği değerlendiriliyor.