İsviçre'de aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) referanduma taşıdığı '10 milyon nüfus sınırı' önerisi, dün yapılan halk oylamasında yüzde 51,6'ya karşı yüzde 48,4 gibi kıl payı bir farkla reddedildi. Katılımın yüzde 50'nin üzerinde olduğu oylamada, özellikle kentsel bölgelerdeki seçmenler ‘hayır’ oyu kullanırken, kırsal alanlarda destek yüksekti. SVP'nin ‘kendi kendine yetme’ ve ‘göç baskısı’ argümanlarına dayanan girişimi, ülkede yoğun tartışmalara yol açtı.
Gelişmenin arka planı
SVP, 2022'de başlattığı imza kampanyasıyla 100 bin imza toplayarak referandum sürecini başlatmıştı. Parti, İsviçre'nin mevcut 8,7 milyonluk nüfusunun kontrolsüz göçle 10 milyona ulaşacağını ve bunun altyapı, konut ve doğal kaynaklar üzerinde baskı yaratacağını savunuyordu. Ancak hükümet, iş dünyası ve diğer siyasi partiler, sınırlamanın Anayasa'ya aykırı olduğunu, AB ile serbest dolaşım anlaşmasını ihlal edeceğini ve ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini belirtti. İsviçre'de nüfusun yüzde 25'inden fazlasını yabancılar oluşturuyor.
Oylamaya katılım oranı yüzde 52 olarak kaydedildi. Sonuç, ülkenin kantonlar arasındaki derin siyasi bölünmeyi de gözler önüne serdi. Zürih, Bern, Basel gibi büyük şehirlerin bulunduğu kantonlarda ‘hayır’ oyu ağır basarken, merkezi ve doğu İsviçre'deki kırsal kantonlarda ‘evet’ oyları öne çıktı. SVP lideri Marco Chiesa, sonucu ‘demokrasiye darbe’ olarak nitelendirirken, hükümet ‘akılcı bir karar alındığını’ duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Referandum, Avrupa'da göç ve nüfus politikaları konusundaki derinleşen tartışmaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsviçre, AB üyesi olmamasına rağmen AB ile serbest dolaşım anlaşmasına sahip. Bu anlaşma, işgücü hareketliliğini sağlarken, aşırı sağ partiler tarafından sıkça hedef alınıyor. Benzer bir nüfus sınırlaması girişimi daha önce 2014'te yine SVP tarafından getirilmiş ancak o dönemde de reddedilmişti. Uzmanlar, düşük doğum oranları ve yaşlanan nüfus nedeniyle Avrupa'da daha fazla göç ihtiyacına dikkat çekerken, aşırı sağın bu tür girişimlerle popülarite kazandığını vurguluyor. Oylama sonuçları, İsviçre'nin göç konusundaki hassasiyetini korurken, aşırı sağın sandıkta yenilgiye uğraması, ülkedeki siyasi denge açısından da önemli bir gösterge.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'deki bu referandum, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve göç politikaları açısından dolaylı bir anlam taşıyor. İsviçre'de yaşayan yaklaşık 100 bin Türk kökenli nüfus bulunuyor; bu nüfusun göçmen karşıtı bir politikanın hedefi olması durumunda Türkiye'yi de etkileyebilirdi. Ayrıca, İsviçre'de aşırı sağın nüfus sınırlaması gibi girişimlerle zayıflaması, Avrupa'da yükselen popülist dalgaya karşı bir denge unsuru olabilir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek güç; Türkiye, kendi göç politikalarını ve AB ile entegrasyon sürecini bu tür gelişmeleri izleyerek şekillendirebilir.