ABD ve İranlı müzakereciler, yeni bir nükleer anlaşma için 60 günlük bir süreci başlatma amacıyla İsviçre'de pazar gecesine kadar süren maraton görüşmeler gerçekleştirdi. İki ülke arasındaki dolaylı müzakereler, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi ve yaptırımların hafifletilmesi gibi kritik konuları kapsıyor. Görüşmelerin bu kadar uzun sürmesi, taraflar arasında hala önemli farklılıklar olduğuna işaret ediyor.
Görüşmelerin arka planı ve amaçları
2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle rafa kalkmıştı. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a kadar yükselterek anlaşmanın sınırlarını aştı. Yeni görüşmelerde, İran'ın nükleer faaliyetlerine kademeli kısıtlamalar getirilmesi ve karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılması masada.
Müzakere sürecinin bu kadar uzun sürmesi, tarafların birbirlerine olan güvensizliğini gözler önüne seriyor. Özellikle İran, ABD'nin anlaşmaya bağlı kalacağına dair somut garantiler talep ederken, ABD ise İran'ın bölgesel faaliyetlerinin de masaya yatırılmasını istiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni bir nükleer anlaşma ihtimali, Ortadoğu'da dengeleri değiştirebilir. İsrail, İran'ın nükleer kapasitesine yönelik endişelerini sıkça dile getiriyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri de anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamamasından kaygılı.
Küresel ölçekte ise petrol fiyatları üzerinde etkili olacak bir anlaşma, uluslararası piyasalarda rahatlama yaratabilir. İran'ın petrol ihracatına getirilen yaptırımların hafiflemesi, arz fazlası yaratabilir ve enerji fiyatlarını aşağı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran görüşmeleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ithalatında İran'a bağımlı olduğu için yaptırımların hafiflemesi enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran sınırındaki güvenlik kaygıları ve PKK/PYD faktörü düşünüldüğünde, nükleer anlaşma tüm bölgedeki gerilimi azaltabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel politikalarını sınırlayıcı hükümler içermemesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.