İsviçre, ABD ile İran arasındaki dolaylı görüşmelerde Pakistan'ın üstlendiği arabuluculuk rolünü resmen takdir etti. İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki diyalog kanallarının açık tutulmasında Pakistan'ın oynadığı yapıcı rolü vurguladı. Bu gelişme, İran'ın nükleer programı ve bölgesel gerilimlerin azaltılmasına yönelik müzakerelerde Cenevre'nin olası bir anlaşma zemini olarak öne çıktığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İshak Dar ve İgnazio Cassis arasındaki görüşmede bölgesel gelişmeler ve ikili ilişkiler ele alındı. Cassis, Pakistan'ın ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelere ev sahipliği yapmasının yanı sıra, taraflar arasında güven tesis edilmesine yönelik çabalarını övdü. İsviçre, geleneksel olarak ABD çıkarlarını İran'da temsil eden bir ülke konumunda. İki ülke arasında 1980'den bu yana diplomatik ilişkiler bulunmuyor; İsviçre, ABD'nin koruyucu gücü olarak hareket ediyor. Pakistan'ın devreye girmesi, özellikle Suudi Arabistan ve İran arasında yıllardır süren gerilimin ardından 2023'te sağlanan uzlaşma sürecinde Pekin'in oynadığı role benzer şekilde, bölgesel bir gücün arabuluculuk yapması olarak değerlendiriliyor.
Cenevre'nin, ABD ve İran arasında doğrudan müzakereler için olası bir mekan olarak gündeme geldiği bildiriliyor. İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesindeki artış ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Tahran'a yönelik eleştirileri, Batılı ülkelerin yeni bir anlaşma arayışını hızlandırdı. Pakistan'ın bu süreçteki rolü, İslamabad'ın hem ABD hem de İran'la tarihsel olarak sürdürdüğü dengeli ilişkilere dayanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'ın arabuluculuğu, Orta Doğu'da değişen güç dengelerinin bir yansıması olarak görülüyor. Suudi Arabistan ve İran arasındaki yakınlaşma, Yemen'deki ateşkes ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin İran'la ticari bağlarını güçlendirmesi, bölgede diplomasinin yeniden ön plana çıktığını gösteriyor. ABD ise İran'ın nükleer programı konusunda bir yandan baskıyı sürdürürken, diğer yandan dolaylı müzakerelere sıcak bakıyor. Bu bağlamda Pakistan'ın oynadığı rol, Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzuna karşı Batı'nın alternatif bir kanal bulma çabası olarak da yorumlanabilir.
Öte yandan, İsviçre'nin arabuluculuk çabalarını övmesi, Avrupa'nın da Orta Doğu'da istikrar arayışında olduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği, İran'la nükleer müzakerelerde (JCPOA) başarısız olan sürecin ardından yeni bir diplomatik zemin arıyor. Cenevre'nin bu süreçte öne çıkması, şehrin uluslararası diplomasideki geleneksel rolüyle uyumlu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'ın ABD-İran görüşmelerinde arabuluculuk yapması, Türkiye'nin de bölgede sıkça üstlendiği bir role işaret ediyor. Ankara, Tahran'la enerji ve güvenlik konularında iş birliği yaparken, Washington'la NATO müttefiki olarak stratejik ilişkilerini sürdürüyor. Bu gelişme, Orta Doğu'da çok taraflı diplomasinin önemini vurguluyor; Türkiye'nin Irak, Suriye ve Kafkasya'da benzer arabuluculuk çabaları bulunuyor. Bölgesel istikrar, Türkiye'nin enerji güvenliği ve terörle mücadelesi açısından kritik. ABD-İran geriliminin azalması, Körfez'deki güvenlik dinamiklerini olumlu etkileyebilir ve Türkiye'nin ticaret yollarını rahatlatabilir.