Bloomberg Intelligence Baş ABD Faiz Stratejisti Ira Jersey, Bloomberg This Weekend programında yaptığı değerlendirmede, Eylül ayına ilişkin daha yumuşak gelen istihdam verilerinin Federal Reserve'e ekim toplantısında faiz oranlarını sabit tutma imkânı tanıdığını, ancak inatçı seyreden enflasyonun politika yapıcıları aralık ve gelecek yılın başlarında yeniden faiz artırımına yönlendirebileceğini söyledi. Jersey'in bu değerlendirmesi, ABD Merkez Bankası'nın para politikasında izlediği hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor.
İstihdam Verileri ve Fed'in İkilemi
ABD'de Eylül ayı istihdam verileri, işgücü piyasasının soğumaya başladığına işaret etti. Tarım dışı istihdam artışının beklentilerin altında kalması ve ücret artışlarının yavaşlaması, Fed'in enflasyonla mücadelesinde bir miktar nefes almasını sağladı. Bloomberg Intelligence uzmanı Ira Jersey, bu tablonun ekim ayındaki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında faiz oranlarının sabit bırakılmasına olanak tanıyacağını belirtti. Ancak Jersey, işgücü piyasasındaki yumuşamanın tek başına enflasyonu hedefe çekmeye yetmeyeceğini vurguladı.
ABD'de enflasyon, Fed'in yüzde 2'lik hedefinin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Çekirdek enflasyonun özellikle hizmet sektöründe katılığı sürmesi, para politikasının uzun süre sıkı kalması gerektiği yönündeki görüşleri güçlendiriyor. Jersey, enflasyondaki düşüşün yavaş ve dalgalı olacağını, bu nedenle Fed'in aralık ayında ve 2024'ün ilk aylarında yeniden faiz artırımına gidebileceğini ifade etti. Piyasalar ise bu olasılığı fiyatlamaya başlamış durumda; vadeli işlem piyasalarında aralık ayı için faiz artırımı ihtimali yüzde 30-40 bandında seyrediyor.
Küresel Piyasalar ve Yansımaları
Fed'in para politikasındaki belirsizlik, küresel piyasaları da doğrudan etkiliyor. Dolar endeksi, Jersey'in açıklamalarının ardından dalgalı bir seyir izledi. ABD tahvil faizleri, özellikle 10 yıllık getiriler, yatırımcıların Fed'in uzun süre sıkı kalacağı beklentisini yansıtacak şekilde yüksek seviyelerde tutunuyor. Gelişmekte olan ülke para birimleri ise doların güçlü kalması nedeniyle baskı altında. Uzmanlar, Fed'in faiz artırım döngüsünü sonlandırmasının zaman alacağını, bunun da gelişmekte olan ekonomiler için sermaye çıkışı riskini artırdığını belirtiyor.
Öte yandan, Fed'in faiz kararları sadece ABD ekonomisini değil, küresel ticaret ve yatırım akımlarını da şekillendiriyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer büyük merkez bankaları da benzer bir ikilemle karşı karşıya. ECB, enflasyonla mücadelede faizleri yükseltirken, ekonomik büyümedeki yavaşlama sinyalleri politika alanını daraltıyor. Çin'de ise ekonomik toparlanma beklenenden zayıf seyrediyor; bu da küresel büyüme görünümünü olumsuz etkiliyor.
Bloomberg Intelligence'ın değerlendirmesi, Fed'in 'veri odaklı' yaklaşımını sürdüreceğini gösteriyor. Jersey, enflasyon ve istihdam verilerinin önümüzdeki aylarda Fed'in kararlarında belirleyici olacağını, jeopolitik risklerin de (Orta Doğu'daki gerilim, Ukrayna savaşı) enerji fiyatları üzerinden enflasyonu yeniden yukarı çekebileceğini ekledi. Bu nedenle Fed'in temkinli duruşunu koruması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz politikası, Türkiye ekonomisi için kritik önem taşıyor. ABD'de faizlerin yüksek kalması, doların güçlü seyretmesine ve küresel sermayenin gelişmekte olan piyasalardan çıkmasına neden olabilir. Bu durum, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı ve cari açığı açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, yüksek ABD faizleri Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini artırabilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası da Fed'in adımlarından etkileniyor; TCMB, faiz kararlarında küresel finansal koşulları ve sermaye akımlarını dikkate almak zorunda. Fed'in aralıkta faiz artırma olasılığı, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı için ek bir zorluk olarak öne çıkıyor.