Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid El Nahyan, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidine karşı Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol ihracatını güvence altına alacak kapsamlı bir stratejiyi hayata geçiriyor. Proje, Basra Körfezi'nden doğrudan Umman Denizi'ne uzanan yeni bir boru hattı ve liman altyapısını içeriyor. Bu hamle, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor.
Projenin Arka Planı ve Detayları
BAE, uzun süredir Hürmüz Boğazı'na alternatif güzergahlar üzerinde çalışıyor. 2012'de devreye alınan ve günlük 1,5 milyon varil kapasiteli Habshan-Fujairah boru hattı, bu stratejinin ilk adımıydı. Şimdi ise Veliaht Prens Muhammed bin Zayid, bu kapasiteyi iki katına çıkaracak ve Fujairah limanını dünyanın en büyük petrol ihracat terminallerinden biri haline getirecek yeni bir fazı duyurdu. Proje kapsamında ayrıca, Abu Dabi'nin Ruwais bölgesinden başlayıp İran kıyılarının güneyinden geçerek Umman Denizi'ne ulaşan alternatif bir boru hattı için fizibilite çalışmaları başlatıldı. Yetkililer, projenin 2027'de tamamlanmasını hedefliyor. Maliyetin 10 milyar doları aşması bekleniyor.
Veliaht Prens, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Enerji güvenliğimiz için Hürmüz'e bağımlılığı sona erdirmeliyiz. Bu proje, sadece BAE için değil, küresel piyasalar için de bir sigortadır" dedi. Uzmanlar, projenin İran'ın bölgedeki nüfuzunu azaltacağını ve ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını daha etkili kılacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Katar ve İran'ın petrol ihracatı için hayati önem taşıyor. İran, zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunarak Batılı ülkelere baskı yapıyor. BAE'nin yeni projesi, bu tehdidi büyük ölçüde etkisiz kılabilir. Ayrıca, proje kapsamında inşa edilecek yeni liman, bölgesel ticaret yollarını da değiştirebilir. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgedeki limanlara yatırım yapması, projeyi jeopolitik açıdan daha da önemli kılıyor.
Küresel petrol piyasaları da projeyi yakından izliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Hürmüz'e olan bağımlılığın azalmasının, arz güvenliğini artıracağını ve fiyat oynaklığını düşüreceğini öngörüyor. Ancak, projenin tamamlanması yıllar alacak ve bu süreçte İran'ın provokasyonları devam edebilir. BAE, aynı zamanda savunma kapasitesini de güçlendiriyor; son dönemde Patriot ve THAAD sistemlerini satın alarak Hürmüz'deki olası bir çatışmaya hazırlanıyor. Proje, ABD ve İsrail tarafından da destekleniyor; zira bu ülkeler İran'ın petrol gelirlerini kısıtlamayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE'nin Hürmüz'u bypass etme hamlesi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının büyük kısmını Hürmüz üzerinden yapıyor; boğazdaki istikrarsızlık Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Proje, uzun vadede Hürmüz riskini azaltarak Türkiye'nin enerji arz güvenliğine katkı sağlayabilir. Öte yandan, BAE ile artan işbirliği, Türkiye'nin Körfez'deki dengeleri yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, alternatif boru hatlarının Türkiye üzerinden geçmesi ihtimali, Ankara'nın enerji koridoru olma hedefini güçlendirebilir. Ancak İran ile ilişkilerde yeni bir gerilim riski de var.