İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bir polis noktasına düzenlediği hava saldırısında yedi kişinin öldüğünü duyurdu. Hamas yönetimindeki polis gücünden üst düzey bir yetkilinin de hayatını kaybettiği saldırı, ateşkes görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti. İsrail ordusu, saldırının 'teröristleri' hedef aldığını belirtirken, Hamas ise sivil polis memurlarının hedef alındığını söyledi. Olayda ismi açıklanmayan bir polis müdürünün de hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırının ayrıntıları ve tarafların açıklamaları
Filistinli kaynaklar, saldırının Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya bölgesinde bulunan bir polis karakoluna yönelik olduğunu ve çok sayıda yaralının bulunduğunu aktardı. Ölenler arasında Hamas'ın polis teşkilatında görevli bir binbaşı rütbesindeki subayın da olduğu belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) yaptığı yazılı açıklamada, saldırının 'terör faaliyetlerine karışan kişilere' yönelik olduğunu savundu. IDF, hedef alınan noktanın 'operasyonel bir terör hücresi' tarafından kullanıldığını iddia etti.
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım ise yaptığı açıklamada, 'İsrail'in polis memurlarını hedef alması, savaş suçu niteliği taşımaktadır' dedi. Kasım, polis teşkilatının sivil bir kurum olduğunu ve bu tür saldırıların ateşkes çabalarını baltaladığını vurguladı. Saldırı, Mısır ve Katar arabuluculuğunda süren kalıcı ateşkes görüşmelerinin hassas bir aşamasında gerçekleşti.
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, sivillerin korunması çağrısını yinelerken, saldırının bölgedeki insani krizi daha da derinleştirebileceği uyarısında bulundu. Gazze'de sivil altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu ve on binlerce kişinin yerinden edildiği bir dönemde yaşanan bu olay, uluslararası toplumun dikkatini yeniden bölgeye çevirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail ile Hamas arasında 7 Ekim 2023'te başlayan çatışmalar, Gazze Şeridi'nde büyük bir yıkıma ve insani krize yol açtı. Ateşkes görüşmeleri aylardır devam etmesine rağmen kalıcı bir çözüme ulaşılamadı. Bu son saldırı, taraflar arasındaki güven duvarını daha da kalınlaştırırken, arabulucu ülkelerin çabalarını da sekteye uğratma riski taşıyor. Mısır ve Katar, tarafları sükunete çağırırken, ABD yönetimi de İsrail'in kendini savunma hakkını tanımakla birlikte sivil kayıpların azaltılması yönünde çağrı yapıyor.
Bölge ülkeleri, özellikle Ürdün ve Mısır, çatışmaların kendi sınırlarına sıçramasından endişe duyuyor. Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim de devam ediyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), her iki tarafa karşı savaş suçu iddialarıyla ilgili soruşturma yürütürken, bu tür olayların iddianameleri güçlendirebileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim'den bu yana Filistin davasına verdiği güçlü desteği sürdürüyor ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Bu saldırı, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini artırabilir ve Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü üstlenme çabalarını etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ile normalleşme sürecinin durma noktasına gelmesine neden olabilir. Türkiye, Mısır ve Katar ile koordinasyon halinde ateşkes için diplomatik girişimlerini sürdürse de, bu tür olaylar kalıcı bir çözümün önündeki engelleri büyütmektedir.