İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak genel seçimler öncesinde, ana muhalefet blokunun önde gelen isimlerinden Gadi Eisenkot Pazar günü son büyük mitingini düzenleyerek ülkeyi birleştirme sözü verdi. Başbakan Benjamin Netanyahu ise ana rakibini İran'a karşı yumuşak davranmakla suçlayarak seçim kampanyasını güvenlik ekseninde sürdürdü.
Seçim Kampanyasının Son Düzlüğü
Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Tel Aviv'de düzenlenen ve binlerce kişinin katıldığı mitingde yaptığı konuşmada, "Bu seçim, İsrail'in geleceği için bir dönüm noktasıdır. Bölünmüş bir toplum olarak değil, birleşik bir ulus olarak hareket etmeliyiz" dedi. Eisenkot, göreve gelmesi halinde geniş tabanlı bir koalisyon kurarak iç siyasi kutuplaşmayı azaltacağını ve güvenlik konularında partizanlık yapmayacağını vurguladı.
Eisenkot'un mitingi, seçim yarışının son haftasına girilirken merkez sol ve merkez sağ seçmeni kendine çekme çabası olarak yorumlandı. Eski general, konuşmasında İran'ın nükleer programına da değinerek, "İran tehdidi gerçektir ve ciddiye alınmalıdır. Ancak bu tehditle mücadele, uluslararası ittifakları güçlendirmek ve stratejik sabırla hareket etmekle mümkündür" ifadelerini kullandı. Eisenkot, Netanyahu'yu İran konusunda yeterince etkili olamamakla eleştirdi.
Netanyahu'nun Güvenlik Vurgusu
Başbakan Benjamin Netanyahu ise seçim kampanyasının merkezine İran tehdidini ve güvenlik konularını yerleştirdi. Netanyahu, Eisenkot'u "İran'a karşı yumuşak" olmakla suçlayarak, kendisinin İran'ın nükleer hedeflerine yönelik daha sert bir çizgi izlediğini savundu. Netanyahu'nun kampanya ekibi, Eisenkot'un eski genelkurmay başkanı olarak İran'a yönelik operasyonlarda yeterince kararlı olmadığı imajını çizmeye çalışıyor.
Netanyahu, son mitinglerinde sık sık 2015 yılında İran nükleer anlaşmasına karşı çıkışını ve ABD Kongresi'nde yaptığı konuşmayı hatırlatarak, kendisini İran tehdidine karşı en kararlı lider olarak sunuyor. Ancak eleştirmenler, Netanyahu'nun İran konusundaki söyleminin seçim malzemesi haline geldiğini ve somut bir strateji içermediğini belirtiyor.
İsrail Siyasetinde Değişen Dengeler
İsrail'de son yıllarda yaşanan siyasi istikrarsızlık, 2019'dan bu yana beş genel seçimin yapılmasına yol açtı. Bu seçimde de kamuoyu araştırmaları, Netanyahu'nun Likud Partisi ile Eisenkot'un içinde bulunduğu merkez blok arasında kıyasıya bir yarışa işaret ediyor. Eisenkot, eski Savunma Bakanı Benny Gantz ve diğer merkez partilerle birlikte "Ulusal Birlik" ittifakı içinde yer alıyor. İttifak, Netanyahu'nun yargı reformu ve yolsuzluk davaları nedeniyle yıpranan imajına karşı temiz siyaset ve birleşme vaadiyle seçmeni ikna etmeye çalışıyor.
Seçim sonuçları, İsrail'in Filistin meselesi, İran nükleer programı ve bölgesel güvenlik politikalarında nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek. Özellikle İran ile nükleer müzakerelerin tıkandığı bir dönemde, İsrail'in yeni hükümetinin takınacağı tavır bölgesel dengeler açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası ve bölgesel güvenlik denklemleri açısından yakından izlenmeli. Türkiye, son dönemde İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecine girmişti. Netanyahu'nun İran karşıtı sert söylemi ve olası bir sağ koalisyon, bölgesel gerilimi artırabilir ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Eisenkot'un öne çıkardığı birlik ve diplomasi vurgusu ise Ankara ile diyaloğu kolaylaştırabilir. Ayrıca İsrail'in İran'a yönelik olası askeri adımları, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yolları üzerinde doğrudan etkili olabilir. Türkiye, seçim sonrası hükümetin Filistin politikasını ve Doğu Akdeniz'deki tutumunu da dikkatle takip edecektir.