İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülkesinin Lübnan’daki askeri varlığına ilişkin ABD’den herhangi bir çekilme talebi almadıklarını açıkladı. Katz’ın bu çıkışı, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde sürdürdüğü operasyonlara yönelik uluslararası baskının arttığı bir dönemde geldi. Bakan, yaptığı açıklamada “ABD’nin İsrail’i Lübnan’dan çekmeye yönelik bir talebi şu an için söz konusu değil” ifadelerini kullandı. Bu sözler, İsrail’in bölgedeki askeri angajmanının devam edeceği yönünde yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Lübnan arasındaki gerilim, özellikle İran destekli Hizbullah hareketinin 1980’lerden bu yana Lübnan’ın güneyinde etkin olmasıyla uzun bir geçmişe dayanıyor. 2006’daki İkinci Lübnan Savaşı’nın ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararı kapsamında İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi öngörülmüş, ancak arazi kullanımı ve sınır anlaşmazlıkları nedeniyle bu süreç tam olarak hayata geçirilememişti. Son haftalarda İsrail’in Lübnan sınırına askeri yığınak yaptığı ve hava saldırılarını artırdığı yönünde haberler basına yansımıştı. Katz’ın açıklaması, ABD’nin bölgedeki arabuluculuk çabalarına rağmen İsrail’in pozisyonunu koruduğunu gösteriyor.
Bakan Katz, aynı açıklamasında İsrail’in kuzey sınırında güvenliği sağlamak için gerekli tüm adımları atacağını, Lübnan’daki operasyonların amacının Hizbullah’ın sınıra yakın konuşlanmasını engellemek olduğunu vurguladı. Ayrıca, İsrail’in sivil yerleşimlerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için gerektiği sürece Lübnan’da kalabileceğini ima etti. Bu tutum, uluslararası toplumun İsrail’e yönelik eleştirilerini artırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail’in Lübnan’daki varlığı, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda İran-Suudi Arabistan rekabeti ve Doğu Akdeniz enerji kaynakları üzerindeki bölgesel dengeleri de etkiliyor. ABD’nin resmi bir çekilme talebi olmaması, Washington’un İsrail’e karşı daha esnek bir politika izlediği şeklinde yorumlanabilir. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, bölgede istikrarın korunması ve ateşkes koşullarına uyulması gerektiğini yinelerken, İsrail’in eylemlerini yakından izlediklerini belirtti. Fransa ve Almanya gibi AB ülkeleri ise İsrail’e sınırlı çağrılarda bulunarak, tansiyonun düşürülmesi için BM’nin devreye girmesini istedi.
Bölgesel güç olarak İran, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını “meşru müdafaa hakkı” çerçevesinde eleştirirken, Hizbullah’a verdiği desteği sürdürüyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise Lübnan’ın egemenliğine saygı duyulması çağrısı yapıyor. Doğu Akdeniz’deki gaz sahaları üzerinde hak iddiası bulunan İsrail ve Lübnan arasında 2022’de imzalanan deniz sınırı anlaşması, iki ülkeyi karşı karşıya getiren unsurlardan biri. Uzmanlar, İsrail’in askeri operasyonlarının uzun vadede bu anlaşmayı da tehlikeye atabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji politikaları ve bölgesel güvenlik stratejileri açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, Lübnan’daki istikrarsızlığın Doğu Akdeniz’de yeni gerilimlere yol açabileceğini ve özellikle deniz yetki alanları meselesini karmaşıklaştırabileceğini öngörmektedir. Ankara, İsrail’in Lübnan’daki askeri varlığını sürdürmesinin bölgede İran eksenli grupların hareket alanını genişletebileceği ve bunun da Türkiye’nin güney sınırındaki güvenlik ortamını etkileyebileceği değerlendirmesini yapmaktadır. Türkiye’nin BM nezdinde Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği destek, bu bağlamda önemini korumaktadır.