ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Michael Kurilla, önümüzdeki günlerde İsrail ve Körfez ülkelerini kapsayan bir temas turuna çıkıyor. Ziyaret, Lübnan’daki ateşkes görüşmelerinin tıkanması ve İsrail’in Washington’un diplomatik baskısına rağmen Lübnan topraklarından çekilmeyeceğini açıklamasıyla aynı döneme denk geliyor. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, yaptığı açıklamada, “Ülkemiz, güvenlik endişeleri devam ettiği sürece Lübnan’daki varlığını sürdürecektir” ifadelerini kullandı. Bu gelişme, ABD ile İran arasındaki yumuşama çabalarının gölgesinde yaşanırken, bölgedeki gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Gelişmenin arka planı
General Kurilla’nın ziyaretinin ana gündem maddesi, Lübnan-İsrail sınırındaki istikrarsızlık. Hizbullah’ın güney Lübnan’daki askeri varlığı ve İsrail’in bu örgüte yönelik tehditleri, bölgeyi savaşın eşiğine getirmişti. ABD, geçtiğimiz aylarda İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes sağlanması için yoğun çaba harcadı ancak müzakereler çıkmaza girdi. İsrail’in çekilme koşulları ve Hizbullah’ın silahsızlanma konusundaki tutumu, anlaşmanın önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Kurilla’nın Körfez ayağı ise İran ile yürütülen yumuşama süreciyle bağlantılı. ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri aracılığıyla İran’la dolaylı görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmelerde nükleer programın sınırlandırılması ve bölgesel gerginliğin azaltılması masaya yatırılırken, İsrail’in Lübnan’daki tutumu Washington’un elini zayıflatıyor. İsrail’in çekilmemesi, ABD’nin bölgede arabulucu rolünü zedelerken, İran’ın nükleer pazarlıklarda daha avantajlı konuma geçmesine neden olabilir. Öte yandan, CENTCOM komutanının ziyareti, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını yeniden teyit etmesi açısından da kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki çıkarlarına doğrudan temas ediyor. Lübnan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanını etkileyebilir; özellikle Hizbullah’ın güçlenmesi, Türkiye’nin Lübnan’daki Sünni gruplarla ilişkilerini zorlaştırabilir. Ayrıca, ABD-İran yumuşaması, Türkiye’nin enerji ve ticaret alanında İran’la rekabetine yeni bir boyut ekleyebilir. Türkiye, hem ABD hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bölgedeki askeri gerilimlerin artması Ankara’nın güvenlik risklerini yükseltebilir. Son olarak, CENTCOM’un Körfez ziyareti, Türkiye’nin Katar ve Suudi Arabistan ile olan ilişkilerinde yeni bir denge noktası oluşturabilir.