Disney, Donald Trump yönetiminin Federal İletişim Komisyonu (FCC) aracılığıyla medya grubuna yönelik saldırılarına karşı seyircilerini destek vermeye çağırdı. Amerika'nın en büyük medya ve eğlence şirketlerinden biri olan Disney, FCC Başkanı Brendan Carr'ın başını çektiği kampanyanın ifade özgürlüğüne ve bağımsız medyaya yönelik bir tehdit olduğunu savunuyor. Şirket, bu hafta yayımladığı bir bildiriyle, izleyicilerinden ve abonelerinden davalarına sahip çıkmalarını istedi.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetiminin FCC Başkanı Brendan Carr, son haftalarda Disney'e karşı bir dizi sert adım attı. İlk olarak, Disney'in ABC televizyon ağına ait bazı programların yayın lisanslarının yenilenmesini engellemekle tehdit etti. Ardından, şirketin çocuklara yönelik içeriklerinin aile değerlerini zedelediği gerekçesiyle soruşturma başlattı. Disney ise bu hamleleri, hükümetin siyasi baskı aracı olarak kullandığı doğrudan bir saldırı olarak nitelendirdi.
Disney'in CEO'su Bob Iger, çalışanlara gönderdiği bir notta, "Bu saldırılar sadece Disney'e değil, tüm bağımsız medya kuruluşlarına yönelik bir tehdittir. Eğer sessiz kalırsak, yarın başka bir şirket hedef alınabilir" ifadelerini kullandı. Şirket, seyircilerine FCC'ye ve Kongre üyelerine mektup yazma çağrısı yaparken, sosyal medyada da kampanya başlattı.
FCC Başkanı Carr ise, Disney'in çocuklara yönelik içeriklerinin aile değerlerine uygun olmadığını ve ABD yasalarına aykırı olduğunu iddia etti. Carr, özellikle LGBTQ+ temalı içerikleri hedef alırken, Disney'in bu konuda daha önce de eleştirildiğini hatırlattı. Uzmanlar, bu çatışmanın aslında daha büyük bir kültür savaşının parçası olduğunu ve Trump yönetiminin medya üzerindeki kontrolünü artırmayı hedeflediğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Disney-Trump yönetimi çatışması, sadece ABD'de değil, dünya genelinde medya özgürlüğü tartışmalarını alevlendirdi. Avrupa Birliği yetkilileri, ABD'deki gelişmeleri endişeyle takip ettiklerini açıklarken, birçok sivil toplum kuruluşu Disney'e destek mesajı yayımladı. Küresel medya devleri, bu tür siyasi müdahalelerin emsal teşkil edebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Özellikle Latin Amerika ve Asya'da faaliyet gösteren medya şirketleri, ABD'deki bu gelişmelerin kendi ülkelerindeki hükümetler tarafından da benzer baskılar için kullanılabileceğinden endişe ediyor. Disney'in bu mücadelede başarılı olup olmayacağı, küresel medya düzenlemeleri açısından belirleyici olabilir. Şirketin halk desteğini arkasına alarak siyasi baskıya karşı koyması, diğer medya kuruluşlarına da ilham verebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de medya kuruluşları zaman zaman hükümet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Disney'in yaşadığı bu mücadele, Türk medyası için de önemli bir ders niteliği taşıyor. ABD gibi güçlü bir demokraside bile medyanın hükümet saldırılarına maruz kalması, Türkiye'deki bağımsız medya kuruluşlarının kırılganlığını hatırlatıyor. Ayrıca, küresel medya devlerinin yaşadığı bu tür olaylar, Türkiye'deki medya düzenlemeleri ve ifade özgürlüğü tartışmalarını da etkileyebilir. Bu bağlamda, Disney'in seyirci desteğiyle verdiği mücadele, Türkiye'de de benzer durumdaki medya kuruluşlarına bir yol haritası sunuyor.