İsrail Kamu Yayın Kurumu'nun (Kan) haberine göre, Sudan'ın paramiliter gücü Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (RSF) üst düzey komutanlarından Abdel Rahim Dagalo, ülkeye birden fazla gizli ziyaret gerçekleştirdi. RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo'nun (Hemedti) kardeşi olan Abdel Rahim Dagalo, örgütün en kıdemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu gizli ziyaretler, İsrail ile Sudan arasındaki normalleşme sürecinin uzun süredir devam eden sessiz diplomatik temaslarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Haber, bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek kritik bir gelişme olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kan raporuna göre, Abdel Rahim Dagalo'nun ziyaretleri, İsrail'in Sudan'daki iç savaşta taraf tutma çabaları bağlamında ele alınıyor. Sudan'da Nisan 2023'te ordu ile RSF arasında başlayan çatışmalar, ülkeyi derin bir insani krize sürüklerken, İsrail'in bu çatışmada rolü giderek daha fazla sorgulanıyor. Abdel Rahim Dagalo'nun kimliği, RSF lideri Hemedti'nin kardeşi olması ve örgütün askeri kanadının başındaki isim olarak bilinmesi nedeniyle önem taşıyor. Onun İsrail'e yaptığı ziyaretlerin içeriği hakkında ayrıntılı bilgi verilmezken, bu tür temasların, İsrail'in Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki nüfuzunu genişletme stratejisiyle uyumlu olduğu belirtiliyor.
Sudan, uzun yıllardır İsrail ile ilişkilerini normalleştirme konusunda adımlar atmıştı. 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları kapsamında, dönemin Sudan hükümeti İsrail ile ilişkileri normalleştirme konusunda anlaşmıştı. Ancak, Abdel Rahim Dagalo'nun ziyaretleri, RSF'nin doğrudan İsrail ile temas kurduğuna dair ilk somut kanıt olarak öne çıkıyor. Bu durum, Sudan'daki iç savaşta İsrail'in dolaylı olarak RSF'ye destek verdiği iddialarını güçlendiriyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu gizli ziyaretler, Ortadoğu ve Afrika'daki güç dengeleri açısından kritik bir öneme sahip. İsrail'in Sudan'daki iç savaşta RSF ile yakınlaşması, Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin tepkisini çekebilir. Özellikle Mısır, Sudan'daki istikrarın kendi ulusal güvenliği için hayati olduğunu düşünüyor ve RSF'nin güçlenmesine sıcak bakmıyor. Öte yandan, İsrail'in RSF ile kurduğu bu gizli ilişki, Sudan'daki çatışmanın bölgesel bir vekalet savaşına dönüşme riskini artırıyor.
İsrail'in bu hamlesi, aynı zamanda İran'ın Sudan'daki etkisini dengeleme çabası olarak da yorumlanıyor. İsrail, uzun süredir İran'ın Kızıldeniz'deki varlığını ve silah kaçakçılığı rotalarını engellemeye çalışıyor. RSF ile kurulan ilişki, İsrail'in bu bölgedeki istihbarat ve operasyonel kapasitesini artırmasına yardımcı olabilir. Ancak, bu tür bir yakınlaşma, uluslararası toplumda insan hakları ihlalleriyle suçlanan RSF'nin meşruiyetini artırabileceği endişesini de beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler raporları, RSF'nin Sudan'da etnik temizlik ve savaş suçları işlediğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Sudan politikası ve Kızıldeniz'deki çıkarları açısından önemli bir bağlam oluşturuyor. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahip; özellikle Sevakin Adası'nda restore ettiği tarihi yapılar sayesinde bölgede kalıcı bir varlık gösteriyor. Türkiye, Sudan'daki meşru hükümeti destekleme yönünde bir tutum sergilerken, RSF ile İsrail arasındaki bu gizli ilişkinin ortaya çıkması, Türkiye'nin bölgesel politikalarını etkileyebilir. Türkiye, Sudan'da istikrarın sağlanmasından yana olduğuna göre, RSF'ye verilen dış destek, çatışmanın uzamasına yol açabilir ve bu da Türkiye'nin insani yardım çabalarını ve yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ankara, bu dengeyi gözeterek, Sudan'daki tüm taraflarla diyaloğunu sürdürmeli ve bölgesel barış inisiyatiflerinde daha aktif rol oynamalıdır.