İsrail ordusunda üst düzey görevlerde bulunmuş çok sayıda eski general, istihbarat şefi ve hatta eski başbakanlar, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimcilerini ‘Yahudi terörü’ olarak nitelendirdikleri eylemlerle ve hükümet desteğiyle ‘etnik temizlik’ yapmakla suçluyor. Bu isimler, İsrail toplumunun giderek artan bir hızla şiddet ve hukuk dışılığa sürüklendiği uyarısında bulunuyor. Eski bir generalin ifadesiyle, ‘Bir toplum bu şekilde davrandığında, o toplumun sonu gelmiş demektir.’
Eski Güvenlik Şeflerinden Sert Uyarılar
İsrail’in en yüksek askeri ve istihbarat kademelerinde görev yapmış isimlerin oluşturduğu bir grup, son haftalarda kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda Batı Şeria’daki durumun iç savaşa doğru evrildiğini öne sürüyor. İmzalanan bildirilerde, yerleşimci şiddetinin artık bireysel olayların ötesine geçtiği ve sistematik bir boyut kazandığı belirtiliyor. Eski Genelkurmay Başkanları’ndan biri, İsrail hükümetinin ve özellikle Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in politikalarının, yerleşimcilere Filistinlilere karşı neredeyse dokunulmazlık tanıdığını ve bunun da ‘terör eylemlerini’ teşvik ettiğini ifade etti.
Eski istihbarat yetkilileri, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) bazı birimlerinin bu şiddet olaylarında pasif kaldığını, hatta yer yer göz yumduğunu iddia ediyor. Bu durumun, İsrail’in kendi güvenlik doktrinini ve uluslararası hukuk taahhütlerini ihlal ettiğini vurguluyorlar. Açıklamalarda ayrıca, İsrail’in kurucu değerleri arasında yer alan demokratik ve Yahudi devlet anlayışının, bu tür eylemlerle birlikte aşındığı belirtiliyor.
Bölgesel İstikrar ve Uluslararası Tepkiler
Söz konusu uyarılar, yalnızca İsrail iç siyasetini değil, bölgesel istikrarı da yakından ilgilendiriyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı uyarınca yasa dışı kabul edilen yerleşim faaliyetlerinin ve artan yerleşimci şiddetinin, Filistin topraklarının işgalini derinleştirdiği ve iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getirdiği yorumları yapılıyor. ABD yönetimi ve Avrupa ülkeleri, son dönemde yerleşimci şiddetine verdiği desteği artırırken, bazı ülkeler İsrail hükümetine karşı yaptırımların gündeme gelebileceğini belirtiyor.
İsrail’in eski güvenlik bürokrasisindeki bu isimlerin ortak kaygısı ise, Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik eylemlerinin yanı sıra, kendi toplumları içinde artan şiddet eğilimine dikkat çekmek. Geçtiğimiz aylarda bazı yerleşimcilerin, İsrail askerlerine ve polisine de saldırdığı görüntüler infial yaratmıştı. Bu durum, İsrail’in iç güvenlik yapısının ikiye bölündüğü ve ordu ile hükümet arasında ciddi bir güven bunalımı yaşandığı şeklinde yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasının savunuculuğunu üstlenen bir ülke olarak, bu tür gelişmeleri yakından izliyor. Ankara, İsrail’in yerleşim politikalarını ve işgal uygulamalarını sürekli olarak gündeme taşımakta ve uluslararası topluma bu konudaki sorumlulukları hatırlatmaktadır. Bu haberde yer alan eski İsrailli yetkililerin itirafları, Türkiye’nin Filistin konusundaki tezlerini güçlendiren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, Doğu Akdeniz’de yeni enerji iş birlikleri ve normalleşme adımları gündemdeyken, İsrail’in iç siyasetindeki bu tür aşırılıkçı eğilimlerin bölgesel barışa yönelik tehdit oluşturmayı sürdürdüğüne dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye’nin Filistin’de hakça bir çözüm için oynadığı role halen ihtiyaç olduğu görülüyor.